yeşilçam arşivleri - Mandal Radyo https://mandal-la.com/tag/yesilcam/ Mandal Radyo Fri, 19 Dec 2025 12:30:55 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9 https://mandal-la.com/wp-content/uploads/2023/09/cropped-120-32x32.png yeşilçam arşivleri - Mandal Radyo https://mandal-la.com/tag/yesilcam/ 32 32 Yeşilçam’ın Vicdanlı Babası: Hulusi Kentmen https://mandal-la.com/yesilcamin-vicdanli-babasi-hulusi-kentmen/ Fri, 19 Dec 2025 12:30:48 +0000 https://mandal-la.com/?p=3180 Kariyerine 500’e yakın film sığdıran Yeşilçam’ın babacan oyuncusu Hulusi Kentmen, vefatının 32. yılında anılıyor. Rol aldığı “Adile Teyze”, “Delisin”, “Ah Nerede”, “Sev Kardeşim” ve “Sosyete Şakir” gibi yapımlarla Türk izleyicisinin gönlünde yer edinen Kentmen, Bulgaristan’ın Tırnova şehrinde 20 Ocak 1912’de dünyaya geldi. Bir süre sonra ailesiyle Türkiye’ye göç eden sanatçı, çocukluğunu İzmit Körfezi’nde geçirdi. Kentmen, […]

Yeşilçam’ın Vicdanlı Babası: Hulusi Kentmen yazısı ilk önce Mandal Radyo üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Kariyerine 500’e yakın film sığdıran Yeşilçam’ın babacan oyuncusu Hulusi Kentmen, vefatının 32. yılında anılıyor.

Rol aldığı “Adile Teyze”, “Delisin”, “Ah Nerede”, “Sev Kardeşim” ve “Sosyete Şakir” gibi yapımlarla Türk izleyicisinin gönlünde yer edinen Kentmen, Bulgaristan’ın Tırnova şehrinde 20 Ocak 1912’de dünyaya geldi.

Bir süre sonra ailesiyle Türkiye’ye göç eden sanatçı, çocukluğunu İzmit Körfezi’nde geçirdi.

Kentmen, yaptığı bir açıklamada, Düzce’de Akçakoca İlkokulu’nda eğitim görürken sahneye çıktığını belirterek, “Akçakoca İlkokulu’nda bir tiyatro salonumuz vardı. Birkaç defa orada sahneye çıktım. Bulaştı.” diyerek sahne ve oyunculuk sevdasının daha o günlerde başladığını dile getirmişti.

Deniz Astsubay Okulunda eğitim aldıktan sonra Deniz Kuvvetlerinde denizaltıcı astsubay olarak görev yapan sanatçı, bir müddet kara hizmetine devam etti. Sanatçı, askerlik görevini sürdürürken ilk kez vodvil türündeki “Hisse-i Şayia” oyunuyla profesyonel olarak sahneye çıktı.

Sanatçının torunu Melek Kentmen, bir röportajında o günlere dair şu bilgileri vermişti:

“Denizaltı görevinden sonra Deniz Dikimevine tayin olan dedem, boş zamanlarında arkadaşlarının halkevindeki tiyatro provalarına gidiyor. Refik Ahmet Nuri (Sekizinci) Bey’in ‘Hisse-i Şayia’ adlı oyununu sahneye koyacaklar ancak bir kişi eksik. Oyunun rejisörü, Şehir Tiyatrolarından Reşit Baran, her provayı kaçırmadan izleyen dedeme teklifte bulunuyor. Dedem, ‘Ben askerim olur mu?’ dediğinde de yanıtı ‘Olur canım, olur. Bu da devlet işi. Halkevi bir nevi resmi daire.’ deyince kararını veriyor.”

Hulusi Kentmen, Ülkü Erakalın’a yaptığı bir açıklamada, deniz tutkusuna ilişkin şunları söylemişti:

“Yavuz (Zırhlısı) yaralı, henüz tamir edilmemiş. Bütün ihtişamıyla İzmit’te yatardı. Biz, o devirde ortaokula gidiyorduk. Aşağı yukarı sınıfın yarısı denizci olmaya heves ederdi. Deniz tutkusu öncelikle Körfez’de oturuşumuzdan geliyor. Ayrıca babamın bir sandalı vardı. Onunla beraber balığa gider, ona yardım ederdim. Bahriyelilerin o afili kıyafetleri ve denizin yosun kokusu yok mu, o bambaşka bir şey.”

Usta oyuncu, 1938’de Refika Kentmen ile evlendi. Çiftin Volkan adını verdiği oğlu 1942’de dünyaya geldi.

Refika Kentmen, yaptığı bir açıklamada, eşinin canlandırdığı karakterlerdeki gibi iyi ve sevilen biri olduğunu belirterek, “Hulusi, herkes tarafından çok sevilir, sayılır. Herkes onu ‘baba’ diye sever. Ben de çok severim. 53 senemi vermişim, sevilmez mi? Severek almıştım zaten.” ifadelerini kullanmıştı.

Komiser, esnaf, hakim ve fabrikatör rollerinin aranan yüzüydü 

Emekliliğinin ardından kendisini tamamen tiyatro ve sinemaya adayan sanatçı, halkevleri, Ses Tiyatrosu ve Şehir Tiyatroları’nda sahneye çıktı.

Sanatçı, “Hulusi Kentmen Tiyatro Topluluğu” ile turnelere çıkıp birçok yerde oyun sahneledi.

İlk kez 1942 yapımı bir filmde kamera önüne geçen Kentmen, İhsan İpekçi’nin senaryosunu yazdığı, seslendirme sanatçısı ve yönetmen Ferdi Tayfur’un “Senede Bir Gün” adlı filmiyle yükselişi yakaladı.

Kentmen, 1948’de “İstiklal Madalyası”, 1949’da “Şehitler Kalesi”, 1950’de “Estergon Kalesi” ve “Zülfikar’ın Gölgesinde”, 1951’de “Barbaros Hayrettin Paşa” filmlerinde rol aldı.

Komiser, esnaf, hakim ve fabrikatör rollerinin aranan yüzü olan sanatçı, 1942’den 1988’e kadar 500’e yakın filmde rol aldı.

Başarılı oyuncu, kariyeri boyunca Adile Naşit, Münir Özkul, Kemal Sunal ve Tarık Akan’ın yanı sıra dönemin neredeyse tüm ünlü isimleriyle birçok filmde oynadı.

İyi filmin iyi senaryoyla mümkün olacağını savunan Kentmen, bir röportajında neden “iyi” rollerde yer aldığını, “Hem komediye hem drama uyum sağlayabiliyorum. Yalnız kötü adam oynayamıyorum. Çünkü tipim, kötü adama müsait değil. Bir defa oynamaya kalktım, bir şeye benzemedi.” sözleriyle dile getirmişti.

Yazar, oyuncu ve araştırmacı Sunay Akın, “Önce Çocuklar ve Kadınlar” kitabında sanatçıyla ilgili bir anısını şu sözlerle aktarmıştı:

“Sert görünümlü ama iyi yürekli ve genellikle de fabrikatör baba rolünde görürüz onu. Hulusi Kentmen’den söz ediyoruz tabii ki! Bu arada, kendimize bir torpil geçelim ve son sınıfı okuduğum Koşuyolu Kazım İşmen Lisesi’nden eve dönerken, Kadıköy otobüsünde Hulusi Kentmen ile sık sık karşılaşıp sinema sohbetlerine daldığımı da bir martı gibi periskopun üstüne konduralım.”

Keman çalmayı seviyordu 

Pala bıyıkları kadar tatlı sert ve babacan yapısıyla seyircinin gönlünü kazanan Hulusi Kentmen, 1978’de “Yorgun Savaşçı” ve 1985’te “Acımak” dizilerinde de rol aldı.

Keman çalan ve fotoğrafçılıkla da yakından ilgilenen oyuncu, 20 Aralık 1993’te böbrek yetmezliği nedeniyle vefat etti ve cenazesi Karacaahmet Mezarlığı’na defnedildi.

Yeşilçam’ın Vicdanlı Babası: Hulusi Kentmen yazısı ilk önce Mandal Radyo üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Yeşilçam’ın Emektarı: Kadir Savun https://mandal-la.com/yesilcamin-emektari-kadir-savun/ Thu, 09 Oct 2025 12:07:40 +0000 https://mandal-la.com/?p=2970 Babacan ve müşfik rolleriyle izleyicilerin gönlünde taht kuran oyuncu Kadir Savun’un vefatının üzerinden 30 yıl geçti.  Osman ve Asiye Savun çiftinin çocuğu olarak Erzincan’da 1926’da dünyaya gelen Savun, emniyet mensubu babasının tayini nedeniyle küçük yaşta İstanbul’a geldi. Savun, 8 yaşındayken Muhsin Ertuğrul’un yazıp yönettiği “Bir Millet Uyanıyor” filmiyle sinemanın cazibeli dünyasına ilk adımını attı. Sonrasında […]

Yeşilçam’ın Emektarı: Kadir Savun yazısı ilk önce Mandal Radyo üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Babacan ve müşfik rolleriyle izleyicilerin gönlünde taht kuran oyuncu Kadir Savun’un vefatının üzerinden 30 yıl geçti. 

Osman ve Asiye Savun çiftinin çocuğu olarak Erzincan’da 1926’da dünyaya gelen Savun, emniyet mensubu babasının tayini nedeniyle küçük yaşta İstanbul’a geldi.

Savun, 8 yaşındayken Muhsin Ertuğrul’un yazıp yönettiği “Bir Millet Uyanıyor” filmiyle sinemanın cazibeli dünyasına ilk adımını attı.

Sonrasında sinema sektöründen kopamayan usta oyuncu, 1938’de İpek Film stüdyosunun “çamaşırhane” diye anılan film yıkama kısmında işe başladı.

Kadir Savun, hem okuyup hem çalışırken, setlerde kamera asistanlığı yaptı, ışık ve dekor gibi farklı alanlarda görev aldı.

Unutulmaz oyuncu, Öztürk Serengil’in 1988’de TRT’de sunduğu programda yaptığı açıklamada, sinemada az para kazanıldığına yönelik soru üzerine, “Çorbayı kaynattık. Çocuk okudu. Üzerimizde biraz çul var. Kirayı da veriyoruz. Yetti, ne olacak.” ifadelerini kullanmıştı.

Hiçbir zaman başrol oynamadı 

Kabataş Lisesindeki eğitimini yarım bırakan sanatçı için Faruk Kenç’in yönettiği, 1949 yapımı “Üvey Baba” filminde canlandırdığı jandarma astsubay rolü, oyunculuk kariyerinin gerçek başlangıcı oldu.

Sanatçı, zamanla önde gelen karakter oyuncularından biri olurken, sağlam, gururlu ve güvenilir rollerin aranan yüzlerden biri haline geldi. Aynı dönemde kötü adam karakterleriyle ünlenen Erol Taş’ın zıttında karşılık bulan Savun, canlandırdığı rollerle merhamet, sadakat ve vefa gibi duyguları izleyenlere aktardı.

Filmlerinde bazen esas oğlanın sadık dostu, bazen mahallenin açık sözlü ağabeyi, bazen ise mert bir esnaf olan ve “İkimize Bir Dünya” ile “Gecelerin Ötesi” filmlerindeki rolleriyle “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” ödülleri alan usta oyuncu, hiçbir zaman başrol oynamadı.

Kadir Savun, kendisi gibi oyuncu olan Suphi Kaner ile Azim Film’i kurdu ve yapımcı olarak bazı filmlere imza attı.

Sinemada “Baba Kadir” diye anılan sanatçı, bu ismin izleyicinin kendisine gösterdiği sevginin yansıması olduğunu belirterek, “Çok güzel. Sevilmek güzel bir şey. Seyirci tarafından sevilmek çok güzel şey. (Baba Kadir) Onların bana bıraktığı bir şey, onların takdiri. Oynadığım roller iyi adam, himayeci… Bundan dolayı bu ismi taktılar. Hiç kötü adam oynamadım. Oynasaydım belki seyirciye çok ters düşerdi.” değerlendirmesinde bulunmuştu.

Fakir ama gururlu rolleriyle seyircinin gönlünde yer edindi 

Bir ara boksla uğraşan ve futbol oynayan Savun, Nermin Hanımla dünya evine girdi ve “Yılanların Öcü” eserinden etkilenerek kızına Iraz ismini verdi.

Kadir Savun, canlandırdığı “fakir ama gururlu” rolleriyle Yeşilçam izleyicisinin kalbini kazandı.

İstemediği roller geldiğinde, yapımcıyı kırmamak için arka kapıdan kaçan sanatçı, fanatik taraftarı olduğu Fenerbahçe’nin yenilmesini görmemek için ise maçları radyodan takip ederdi.

Bir röportajında “İnsanoğlu çok şey ister. Bizim sinema doyumsuzdur. Daha çok şeyler yapmak isteriz.” diyen Savun, 10 Ekim 1995’te İstanbul’da vefat etti.

Kanser nedeniyle bir süre tedavi gören Savun, yüzlerce film sığdırdığı yaşamını Şişli’deki evinde yitirdiğinde 69 yaşındaydı.

Savun’un cenazesi Teşvikiye Cami’sinde kılınan namazın ardından Feriköy Mezarlığı’ndaki aile kabristanında toprağa verildi.

Kadir Savun’un rol aldığı bazı yapımlar şöyle:

“İnsanlar Yaşadıkça”, “Ölüm Peşimizde”, “Şoför”, “İskilipli Atıf Hoca / Kelebekler Sonsuza Uçar”, “Güneşi Uyandırmadan”, “Bir Başka Yerde Bir Başka Hayat”, “Tanrı Şahidimdir”, “Bir Avuç Sevgi”, “Beni mi Buldun”, “Çingene”, “Namusun Bedeli”, “Minyeli Abdullah”, “Kan Çiçeği”, “Talihsiz Yavrum”, “Melekler Şahidimdir”, “Izdırap Çocukları”, “Emanet”, “Hacer Ana ve Oğulları”, “Azap”, “Hasretim”, “Ana”, “Sevmek”, “Sarı Öküz Parası”, “Katiller de Ağlar”, “Kanun Adamı”, “Kartal Bey”, “Asılacak Kadın”, “Fatih Sultan Mehmet”, “Gülsüm Ana”, “Arkadaşım”, “Olmaz Olsun”, “Zübük”, “Duy Kalbimin Feryadını”, “Beş Parasız Adam”, “Vatandaş Rıza”, “Kara Murat Devler Savaşıyor”, “Hatasız Kul Olmaz”, “Dila Hanım”, “Namus Belası”, “Kara Murat Şeyh Gaffar’a Karşı”, “Güler misin, Ağlar mısın?”, “Ah Nerede Vah Nerede?”, “Boşver Arkadaş”, “Zagor Kara Korsanın Hazineleri”, “Yumurcağın Tatlı Rüyaları”, “Bir Teselli Ver”, “Yumurcak Köprüaltı Çocuğu”, “Cilalı İbo Almanya’da”, “Kanun Namına”, “Eşrefpaşalı”, “İsimsiz Kahramanlar”, “Kardeş Gibiydiler”, “Yılanların Öcü”, “Yedi Günlük Aşk”, “Cilalı İbo Yıldızlar Arasında”, “Şimal Yıldızı”, “Akdeniz Korsanları”, “Gündüzün Karanlığı”, “Bizim Eller”, “Mesela Muzaffer”, “Kuruluş / Osmancık”, “Küçük Ağa”

Yeşilçam’ın Emektarı: Kadir Savun yazısı ilk önce Mandal Radyo üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Türk Sinemasının Kötü Adamı https://mandal-la.com/turk-sinemasinin-kotu-adami/ Tue, 29 Jul 2025 17:40:49 +0000 https://mandal-la.com/?p=2799 Yeşilçam filmlerinde oynadığı kötü adam rolleriyle tanınan oyuncu Hüseyin Peyda’nın vefatının ardından 35 yıl geçti. Asıl adı Hüseyin Örmen olan Peyda, 27 Ocak 1922’de Şanlıurfa’nın köklü ailelerinden birinde dünyaya geldi. Peyda, ipek ticareti yapan babasını küçük yaşta kaybetti, ilk eğitimini Şanlıurfa’da tamamladı, daha sonra Haydarpaşa Lisesi’nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümündeki eğitimini […]

Türk Sinemasının Kötü Adamı yazısı ilk önce Mandal Radyo üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Yeşilçam filmlerinde oynadığı kötü adam rolleriyle tanınan oyuncu Hüseyin Peyda’nın vefatının ardından 35 yıl geçti.

Asıl adı Hüseyin Örmen olan Peyda, 27 Ocak 1922’de Şanlıurfa’nın köklü ailelerinden birinde dünyaya geldi.

Peyda, ipek ticareti yapan babasını küçük yaşta kaybetti, ilk eğitimini Şanlıurfa’da tamamladı, daha sonra Haydarpaşa Lisesi’nden mezun oldu.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümündeki eğitimini yarıda bırakan Peyda, lokanta, güzellik salonu işletmeciliği, gazetecilik ve ticaret gibi çeşitli işlerde çalıştı.

Sinema dışındaki bütün teşebbüsleri yarıda ve sonuçsuz kalan Peyda, 1949’da Cemile Hanım’la evlendi ve bu evliliğinden Mübeccel, Semra ve Abbas isimli üç çocuğu dünyaya geldi.

Sinemaya oyuncu olarak girdikten sonra Önder Film şirketini kuran Peyda, bu süreçten sonra ilk senaryosunu kaleme aldı.

“Söyleyin Anama Ağlamasın” filmini çekti 

Usta aktör, yönetmenliğini, senaristliğini, yapımcılığını ve başrol oyunculuğunu üstlendiği “Söyleyin Anama Ağlamasın” filmini 1950’de izleyiciyle buluşturdu.

Hüseyin Peyda, bir yıl sonra Şanlıurfa’da çektiği hem de oynadığı “Mezarımı Taştan Oyun” filmiyle izleyicilerden tam not aldı.

Önder Film’in iflas etmesiyle, iddialı bir giriş yaptığı sinema sektöründe tüm çabalarına rağmen istediği başarıyı yakalayamayan Peyda, ani bir kararla kadın kuaförlüğüne geçiş yaptı.

Daha sonra “Yolculuk Var” (1954) ve “Bu Nasıl Aşk” (1955) filmleriyle sinemada adından söz ettirmeyi başaran Peyda, pek çok filmde Cüneyt Arkın ve Hülya Koçyiğit’le birlikte oynadı.

Kendi adına 3 film şirketi kuran Peyda, bir röportajında patronluğun nasıl hayatına etki ettiğine dair şunları anlatmıştı:

“Ben oyuncu olarak öyle çok film çevirmezdim. Sanırım arkadaşlar eski patron olmamdan dolayı film teklifi yaparken çekiniyorlardı. Belli bir ücretim de yoktu. Paramı alırken gözümü kapatır, elimi uzatırım. Bunca yıldır içinde olduğum sinema bana ancak şu anda içinde ailemle birlikte oturduğum apartman dairesini kazandırdı.”

En parlak yıllarını 1950-1960 arasında yaşadı 

Filmlerin önemli bir kısmını Şanlıurfa’da çeken Peyda, sinema kariyerinin en parlak yıllarını 1950-1960 yılları arasında yaşadı.

Peyda, 40 yıl süren sinema hayatı boyunca Nuri Sesigüzel’den Seyfettin Sucu’ya, İbrahim Tatlıses’ten Baki Tamer ve Mustafa Dişli’ye kadar bütün Urfalılarla pek çok filmde beraber çalıştı.

Yeşilçam’da 1960’tan sonra kötü adam rollerinde oynayan Peyda, Türk sinemasının vazgeçilmez karakter oyuncularından biri oldu.

Beyazperdede çizdiği Anadolu tiplemeleriyle, sinemayı Anadolu insanına yakınlaştıran ve sanat hayatı boyunca 19 film yöneten Peyda, 200’den fazla filmde rol aldı.

Peyda, 1977’de 14. Antalya Film Festivali’nde “Kara Çarşaflı Gelin” filmindeki rolüyle “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” ödülüne layık görüldü.

Hüseyin Peyda, “Hazreti Eyüb’ün Sabrı” filminin başrolünde Muhterem Nur ile yer aldı.

Akciğer kanseri tedavisi gördüğü Haydarpaşa Numune Hastanesi’nde 30 Temmuz 1990’da 70 yaşındayken hayatını kaybeden Peyda, Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.

Türk Sinemasının Kötü Adamı yazısı ilk önce Mandal Radyo üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Bir Yeşilçam Efsanesi: Zeki Alasya https://mandal-la.com/bir-yesilcam-efsanesi-zeki-alasya/ Wed, 08 May 2024 08:03:30 +0000 https://mandal-la.com/?p=1494 Kariyeri boyunca çok sayıda tiyatro, film ve dizide rol alan Yeşilçam’ın unutulmaz isimlerinden Zeki Alasya’nın vefatının üzerinden 9 yıl geçti. Seniha ve Prof. Ahmet Reşat Alasya çiftinin oğlu Zeki Şenol Alasya, 18 Nisan 1943’te İstanbul Şehzadebaşı’nda doğdu. Aslen Kıbrıslı olan sanatçı, Beyazıt İlkokulunun ardından Robert Kolejine devam etti. Alasya, 15 yaşındayken babasını kaybedince, rehberlik, marangozluk […]

Bir Yeşilçam Efsanesi: Zeki Alasya yazısı ilk önce Mandal Radyo üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Kariyeri boyunca çok sayıda tiyatro, film ve dizide rol alan Yeşilçam’ın unutulmaz isimlerinden Zeki Alasya’nın vefatının üzerinden 9 yıl geçti.

Seniha ve Prof. Ahmet Reşat Alasya çiftinin oğlu Zeki Şenol Alasya, 18 Nisan 1943’te İstanbul Şehzadebaşı’nda doğdu.

Aslen Kıbrıslı olan sanatçı, Beyazıt İlkokulunun ardından Robert Kolejine devam etti. Alasya, 15 yaşındayken babasını kaybedince, rehberlik, marangozluk ve tabelacılık işlerinde çalışmaya başladı.

Sanat hayatına 1959’da Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) Tiyatrosu’nda amatör olarak başlayan usta oyuncu, burada tanıştığı Metin Akpınar ile ayrılmaz ikili haline geldi.

BAZI OYUNLARIN KOSTÜMLERİNİ KENDİSİ HAZIRLADI

Tiyatro, turizm rehberliği ve dekoratörlük gibi pek çok işte çalışan sanatçı, yaz tatillerinde terzi çıraklığı yaparak, birinci sınıf erkek terzisi kadar iyi dikiş dikmeyi öğrendi, kimi oyunların kostümlerini de kendisi hazırladı.

Zeki Alasya, profesyonel oyunculuğa başladığı İstanbul’daki Arena Tiyatrosu’nda “Mister Nato” ve “Kargalar Okulu” adlı oyunlarda rol aldı. Daha sonra girdiği Ulvi Uraz Tiyatrosu’nda sahnelenen “Hababam Sınıfı” oyunu ile 1965’te adından söz ettirmeye başladı.

Haldun Taner, Metin Akpınar ve Ahmet Gülhan ile 1967’de Devekuşu Kabare Tiyatrosunu kuran sanatçı, bu tiyatronun tüm oyunlarında oyuncu, yazar ve yönetmen olarak görev yaptı.

Taner ve Gülhan’ın ilerleyen yıllarda Devekuşu Kabare Tiyatrosundan ayrılması üzerine, Alasya ve Akpınar, kabaredeki çalışmalara devam etti.

SİNEMAYA “KARAOĞLAN GELİYOR” İLE ADIM ATTI

Sinemaya ilk olarak 1972’deki “Karaoğlan Geliyor” filminde “Çalık” karakterini canlandırarak adım atan Alasya, aynı yıl “Sev Kardeşim” filmindeki rolünden sonra yapımcı ve yönetmen Ertem Eğilmez’in ısrarıyla sinema kariyerini sürdürdü.

Usta oyuncu, bir yılda yedinin üzerinde filmde rol alarak Yeşilçam’a başarılı bir giriş yaparken, Metin Akpınar ile 1973’ten itibaren Türk sinemasında yeni bir beraberlik oluşturdu ve ikili rol aldıkları filmlerle sinemaseverlerin gönlünde önemli yer edindi.

Alasya ve Akpınar ikilisi, 37 yıl komedi ağırlıklı filmlerde beraber rol aldı, uzun süre “Hastane” dizisinde birlikte oynadı.

1977’DE YÖNETMENLİK YAPMAYA BAŞLADI

Kartal Tibet, Cüneyt Arkın, Tarık Akan, Münir Özkul, Kemal Sunal, Adile Naşit, Emel Sayın ve Halit Akçatepe gibi birçok ünlüyle rol arkadaşlığı yapan Alasya, canlandırdığı rollerde mağdur, savurgan ve mülayim kimlikleriyle ön plana çıktı.

Film yönetmenliğine 1977’de başlayan Zeki Alasya “Aslan Bacanak”, “Sivri Akıllılar”, “Cafer’in Çilesi”, “Petrol Kralları”, “Doktor”, “Köşe Kapmaca”, “Vay Başımıza Gelenler” ve “Elveda Dostum” filmlerinde yönetmen koltuğunda oturdu.

Yönettiği yapımların çoğunda oyuncu olarak da yer alan Alasya, 56 yıllık sanat hayatında 75 filmde rol aldı, 10 filmin senaryo yazarlığını ve 25 filmin ise yönetmenliğini üstlendi.

Zeki Alasya, 1998’de Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından “Devlet Sanatçısı” ünvanına layık görülürken, 1999’da Akpınar ile yollarını ayırdığını açıkladı.

Daha sonra Metin Akpınar ile yeniden bir araya gelen Alasya, eski dostu ile son kez 2002 yapımı “Rus Gelin” filminde oynadı.

SON YILLARINDA DİZİLERE AĞIRLIK VERDİ

Kariyerinin son döneminde daha çok dizilerde görülen, oynadığı karakterlerle özdeşleştirilen Alasya, uzun yıllar canlandırdığı rollerle bir komedi ustası olarak anıldı.

Sanatçının rol aldığı son film 2009 yapımı “Aşk Geliyorum Demez”, son dizi ise 2014’te ekranlara gelen “Küçük Ağa” oldu.

Alasya, 2010’da “Altın Portakal Yaşam Boyu Onur Ödülü” ile 2011’de 30. İstanbul Film Festivali’nde “Yaşam Boyu Onur Ödülü”ne değer görüldü.

Karaciğer rahatsızlığı sebebiyle 2 Nisan 2015’te hastaneye kaldırılan sanatçı, 8 Mayıs 2015’te tedavisi devam ederken hayatını kaybetti.

“Tarkan Altın Madalyon” filminde ilk ve son kez kötü adam rolünde yer alan, heykel ve araba koleksiyonları bulunan, Metin Akpınar’ın “Benim yarımdı. Canım gitti.” dediği Alasya, Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.

Usta oyuncu “Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım” , “Vatan Kurtaran Şaban”, “Astronot Niyazi”, “Ha Bu Diyar”, “Haneler”, “Keşanlı Ali Destanı”, “Aşk Olsun”, “Deliler”, “Geceler”, “Yasaklar”, “Beyoğlu Beyoğlu”, “Reklamlar”, “Dün Bugün” adlı oyunlarda rol almıştı.

Alasya’nın rol aldığı bazı filmler ise şöyle:

“Şaka Yapma”, “Garibin Çilesi Ölünce Biter”, “Vah Başımıza Gelenler”, “Köşe Kapmaca”, “Petrol Kralları”, “Cafer’in Çilesi”, “Sivri Akıllılar”, “Aslan Bacanak”, “Her Gönülde Bir Aslan Yatar”, “Hasip ile Nasip”, “Nereye Bakıyor Bu Adamlar?”, “Beş Milyoncuk Borç Verir misin?”, “Nereden Çıktı Bu Velet?”, “Mavi Boncuk”, “İmparator”, “Mirasyediler”, “Köyden İndim Şehre”, “Şenlik Var”, “Salak Milyoner”, “Yalancı Yarim”, “Kaynanam Kudurdu”, “Hamsi Nuri”, “Karaoğlan Geliyor Çalık”, “Tarkan Altın Madalyon”, “Tatlı Dillim”, “Sev Kardeşim”, “Emine”.

Bir Yeşilçam Efsanesi: Zeki Alasya yazısı ilk önce Mandal Radyo üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Yeşilçam’ın Zarif Oyuncusu: Belgin Doruk https://mandal-la.com/yesilcamin-zarif-oyuncusu-belgin-doruk/ Mon, 25 Mar 2024 17:11:43 +0000 https://mandal-la.com/?p=1066 Ayhan Işık ile oynadığı “Küçük Hanımefendi” serisinin yanı sıra, Zeki Müren ile başrolü paylaştığı yapımlarla sinemaseverlerin gönlüne taht kuran Belgin Doruk’un vefatının üzerinden 29 yıl geçti. Yeşilçam’ın unutulmayan sanatçıları arasında yerini alan sanatçı, Hasan Doruk ile Refet Hanım’ın çocuğu olarak 28 Haziran 1936’da dünyaya geldi. Yıldız dergisinin 1952’de İstanbul Film ile düzenlediği yarışmada, genç kızlar […]

Yeşilçam’ın Zarif Oyuncusu: Belgin Doruk yazısı ilk önce Mandal Radyo üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Ayhan Işık ile oynadığı “Küçük Hanımefendi” serisinin yanı sıra, Zeki Müren ile başrolü paylaştığı yapımlarla sinemaseverlerin gönlüne taht kuran Belgin Doruk’un vefatının üzerinden 29 yıl geçti.

Yeşilçam’ın unutulmayan sanatçıları arasında yerini alan sanatçı, Hasan Doruk ile Refet Hanım’ın çocuğu olarak 28 Haziran 1936’da dünyaya geldi.

Yıldız dergisinin 1952’de İstanbul Film ile düzenlediği yarışmada, genç kızlar arasında birinci seçilen Doruk, aynı yıl Faruk Kenç’in senaryosunu yazıp, yönetmenliğini üstlendiği “Çakırcalı Mehmet Efe’nin Definesi” adlı filmle sinemaya adım attı.

Sanatçı, 1953’te gerçekleştirilen güzellik yarışmasında Türkiye İkinci Güzeli seçildi, “Köroğlu/Türkan Sultan” ve Ömer Lütfi Akad’ın yönettiği, Ayhan Işık ile ilk kez kamera karşısına geçtiği “Öldüren Şehir” filmlerinde rol aldı.

Ailesinin engellemelerine rağmen Enver Paşa’nın yeğeni, yönetmen Kenç ile 1954’te evlenen Doruk’un kızı Gül, 1955’te dünyaya geldi. Çift, 5 yıllık evliliğin ardından boşandı.

Başarılı sanatçı, 1955’te Neriman Köksal ve Kenan Pars ile “Ölüm Korkusu”, Zeki Müren’le “Son Beste”, 1957’de ise Turan Seyfioğlu ile “Çölde Bir İstanbul Kızı” filmlerinde başrol oynadı. Son Beste sinemada büyük ilgi gördü.

“Küçük Hanımefendi” en beğenilen filmlerinden oldu

Oyuncu Doruk, Nejat Saydam’ın yönettiği, sinemanın unutulmazları arasında yer alan 1961 yapımı “Küçük Hanımefendi” filminde başrolleri Ayhan Işık ve Sadri Alışık ile paylaştı.

Film, yılın en çok izlenen ve en beğenilen filmlerinden birisi olup, çok olumlu eleştiriler alınca, aynı kadroyla 1962’de “Küçük Hanım Avrupa’da” ve “Küçük Hanımın Kısmeti”, 1970’te ise “Küçük Hanımın Şoförü” adlı devam filmleri çekildi.

Sanatçı Zeki Müren ile de bir dizi sinema filminde rol alan sanatçı, 1959’da “Kırık Plak”, 1961’de “Hep O Şarkı”, 1962’de “Bahçevan”, 1963’te “İstanbul Kaldırımları”, 1964’te “Hayat Bazen Tatlıdır” adlı yapımlarda oynadı.

Yönetmen ve senarist Özdemir Birsel ile 1961’de evlenen Doruk, 1964’te çekilen “Duvarların Ötesi” filminde Tanju Gürsu ve Erol Taş ile başrolü paylaştı. Sanatçının oğlu Aydın 1967’de dünyaya geldi.

Özellikle melodramlar ile duygusal güldürülerin değişmez oyuncularından biri haline gelen sanatçı, 1950 ve 1960’lı yılların en beğenilen yapımlarında rol aldı.

Başarılı oyuncu, 1969 yapımı “Ayşecik-Yuvanın Bekçileri” filmiyle 1970’te Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “En İyi Kadın Oyuncu” ödülüne layık görüldü.

Zayıflama ilaçlarıyla sağlığını kaybetti

Aldığı kiloları vermek amacıyla kullandığı ilaçların yan etkisi ve yaşadığı psikolojik sorunlar nedeniyle zor günler geçiren sanatçı, bir süre akıl hastalarının tedavi gördüğü Fransız Lape Hastanesinde yattı.

Yaşadığı sağlık sorunlarının yanı sıra 1970’li yılların başında eşi de iflas edince, ekonomik olarak sarsılan sanatçının evindeki eşyalar haczedildi.

Kariyeri boyunca Ayhan Işık, Zeki Müren, Göksel Arsoy, Eşref Kolçak, Ekrem Bora, Tamer Yiğit, Ediz Hun, Cüneyt Arkın ve İzzet Günay ile başrol oynayan sanatçı, 1972’de son filmi “Gecekondu Rüzgarı”nda rol aldı.

Sinemayı 1975’te bıraktı

Zeki Müren’in “Burnunun ucundan, kirpiğinin gölgesine kadar güzel” dediği sanatçı, 1975’te sinemayı bıraktığını açıkladı.

Sadri Alışık’ın vefatından bir hafta sonra 26 Mart 1995’te hayata veda eden Doruk, Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.

Belgin Doruk, 1987’de konuk olduğu TRT ekranlarında yayınlanan Kamera Arkası programında 1960’lı yılların Türk sinemasına dair şunları anlatmıştı:

“Bir arz talep melesi oluyordu. O filmleri yapıyorduk, çünkü halk bayılıyordu. İzleyici gülmek, ağlamak istiyordu. Hatta filmler ikişer kere çekiliyordu. Bütün romanlar falan. Bir yılda oynadığım filmler 12’yi geçmedi. Fakat bir ara zannediyordum 1958’ler falandı. 3 filmde bir gün içerisinde çalıştığımı biliyorum.

Sabah gidip öğlene kadar bir sette, öğleden akşama kadar bir sette, akşamdan sabaha kadar 3. sette çalıştığımı hatırlıyorum. Biz şunu yaşadık, ‘Altın Çağ’ diyoruz o döneme, seyircimizle kucak kucağa, o büyük coşkuyu içimizde hissederek, onlar bizle, biz onlarla. Bir film çekildiği zaman polis kordonu altında çalışırdık. O ne büyük bir izdihamdı birimizi görmek için. Sinemaların prömiyerlerinde camlarının kırıldığını hatırlıyorum.”

AA

Yeşilçam’ın Zarif Oyuncusu: Belgin Doruk yazısı ilk önce Mandal Radyo üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Türkiye’nin En Sevdiği Köşk Restore Edildi https://mandal-la.com/turkiyenin-en-sevdigi-kosk-restore-edildi/ Thu, 08 Feb 2024 11:45:04 +0000 https://mandal-la.com/?p=636 Süt Kardeşler, Tosun Paşa, Şabanoğlu Şaban ve Neşeli Günler gibi milyonların severek izlediği Yeşilçam filmlerine mekân olan Arnavut Hayreddin Bey Köşkü olarak bilinen Yeşilköy’deki Darcan Köşkü restore edildi. Başrollerini Kemal Sunal ve Halit Akçatepe’nin oynadığı Süt Kardeşler filminde Paşa Baba’nın konağı; başrollerini Kemal Sunal, Adile Naşit, Şener Şen ve Müjde Ar’ın oynadığı Tosun Paşa filminde […]

Türkiye’nin En Sevdiği Köşk Restore Edildi yazısı ilk önce Mandal Radyo üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Süt Kardeşler, Tosun Paşa, Şabanoğlu Şaban ve Neşeli Günler gibi milyonların severek izlediği Yeşilçam filmlerine mekân olan Arnavut Hayreddin Bey Köşkü olarak bilinen Yeşilköy’deki Darcan Köşkü restore edildi.

Başrollerini Kemal Sunal ve Halit Akçatepe’nin oynadığı Süt Kardeşler filminde Paşa Baba’nın konağı; başrollerini Kemal Sunal, Adile Naşit, Şener Şen ve Müjde Ar’ın oynadığı Tosun Paşa filminde İskenderiye’nin en büyük devlet memuru olan Daver Bey’in köşkü; başrollerini Münir Özkül, Adile Naşit, Şener Şen, Ayşen Gruda, Oya Aydoğan, Ahmet Sezerel, Mürüvvet Sim’in oynadığı “Turşu sirkeyle mi, limonla mı daha iyi olur” repliğiyle hafızalara kazınan Neşeli Günler filminde Adile Naşit’in evi olarak bildiğimiz Yeşilköy’deki Darcan Köşkü bir mimarlık firması tarafından restore edildi.

Firmanın sahibi çalışmayla ilgili şu bilgileri verdi:

“Birinci derece tarihi eser grubunda yer alan Darcan Köşkü’nün restorasyon çalışmalarında mimari uygulamaların yanı sıra tüm teknik, iç tasarım ve ekip yönetimi detaylarını üstlendik. Bu özel projede köşkün tarihi yapısına uygun bir konsept ve tasarım oluşturmak için titizlikle çalıştık.”

“Tarihi mirası koruyarak modern gereksinimleri karşılayacak bir çözüm bulmak için sınırlarımızı zorladık. Köşkün estetik ve mimari özelliklerini ön plana çıkararak geçmişle geleceği bir araya getiren benzersiz bir tasarım ortaya koyduk.

“Gurur duyduğumuz bu projeyle ülkemizdeki önemli tarihi yapılarından biri olan bu köşkün özgün nitelikleri doğrultusunda korunmasını sağlarken, Yeşilçam’ın önemli bir mirasını da ülkemize yeniden kazandırdık.”

“Eski adıyla Arnavut Hayreddin Bey Köşkü, mimari tasarımı ve art nouveau tarzındaki dekoratif ögeleriyle İstanbul’un birçok semtinde rastlanan 19. yüzyıl konut yapılarının Yeşilköy’deki önemli örneklerinden biri.”

DHA

Türkiye’nin En Sevdiği Köşk Restore Edildi yazısı ilk önce Mandal Radyo üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Yeşilçam’dan İçinizi Isıtacak Fotoğraflar https://mandal-la.com/yesilcamdan-icinizi-isitacak-fotograflar/ Thu, 21 Sep 2023 16:05:10 +0000 https://mandal-la.com/?p=231 Onları çok özlüyoruz değil mi? Çocukluğumuzun, gençliğimizin kahramanları onlar. Yer yer güldüren, yer yer hüzünlendiren, biz büyürken bize aslında ne dersler anlatan Yeşilçam kahramanları. Bu içerikte, Yeşilçam setlerinde çekilmiş birbirinden güzel fotoğrafları bulacaksınız. Aramızda olanlara uzun ömürler diliyor, aramızdan ayrılanları ise özlemle anıyoruz… Dilerseniz başlayalım. FOTOĞRAFLARI GÖRMEDEN ÖNCE HEMEN AŞAĞIDAKİ VİDEOYU BAŞLATIP GALERİYİ ŞARKI EŞLİĞİNDE […]

Yeşilçam’dan İçinizi Isıtacak Fotoğraflar yazısı ilk önce Mandal Radyo üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Onları çok özlüyoruz değil mi? Çocukluğumuzun, gençliğimizin kahramanları onlar. Yer yer güldüren, yer yer hüzünlendiren, biz büyürken bize aslında ne dersler anlatan Yeşilçam kahramanları.

Bu içerikte, Yeşilçam setlerinde çekilmiş birbirinden güzel fotoğrafları bulacaksınız. Aramızda olanlara uzun ömürler diliyor, aramızdan ayrılanları ise özlemle anıyoruz… Dilerseniz başlayalım.

FOTOĞRAFLARI GÖRMEDEN ÖNCE HEMEN AŞAĞIDAKİ VİDEOYU BAŞLATIP GALERİYİ ŞARKI EŞLİĞİNDE DOLAŞMANIZI ÖNERİRİZ

Yalancı Yarim setinden (1973)

Ayhan Işık, Belgin Doruk, Sadri Alışık

Gülşen Bubikoğlu, Türker İnanoğlu, Kemal Sunal ve Gül Sunal (1980ler)

Kemal Sunal ve Teoman Ayık, Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı setinde (1976)

Kartal Tibet ve Filiz Akın, yönetmen Metin Erksan ile birlikte Dağlar Kızı Reyhan film setinde (1969)

Zeki Alasya ve Cüneyt Arkın

Öztürk Serengil ve Ayhan Işık

Tarık Akan, Kartal Tibet, Kemal Sunal, Adile Naşit, Ergin Orbey, 1977 yılına ait bir karede.

Halit Akçatepe, Kemal Sunal ile birlikte Şaban Oğlu Şaban film setinde (1977)

Hababam Sınıfı

Ayhan Işık ve Sadri Alışık dostluğundan bir kare.

FİNAL: Bizim Aile

Kaynak

Yeşilçam’dan İçinizi Isıtacak Fotoğraflar yazısı ilk önce Mandal Radyo üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Ertem Eğilmez’i Anıyoruz https://mandal-la.com/ertem-egilmezi-aniyoruz/ Wed, 20 Sep 2023 21:33:31 +0000 https://mandal-la.com/?p=191 Kariyeri boyunca 44 film yöneten, 5 senaryo kaleme alan, 97 filmin yapımcılığını üstlenen Ertem Eğilmez, vefatının 34. yılında yad ediliyor. Ertem Eğilmez, doktor olan babasının görevi nedeniyle bulundukları Trabzon’da 18 Şubat 1929’da dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini Konya’da tamamlayan Eğilmez, 1944’te İstanbul’da tıp fakültesine başladı. Bir süre sonra doktorluk mesleğinin kendisine göre olmadığını fark […]

Ertem Eğilmez’i Anıyoruz yazısı ilk önce Mandal Radyo üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Kariyeri boyunca 44 film yöneten, 5 senaryo kaleme alan, 97 filmin yapımcılığını üstlenen Ertem Eğilmez, vefatının 34. yılında yad ediliyor.

Ertem Eğilmez, doktor olan babasının görevi nedeniyle bulundukları Trabzon’da 18 Şubat 1929’da dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini Konya’da tamamlayan Eğilmez, 1944’te İstanbul’da tıp fakültesine başladı. Bir süre sonra doktorluk mesleğinin kendisine göre olmadığını fark eden usta senarist, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ne kayıt oldu.

Kadıköy’de “Doğruluk Bakkaliyesi” isimli bir bakkal açan Eğilmez, kısa süre sonra iflas etti. Usta yönetmen, 1953’te askere gitti. Vatani görevinin ardından bir süre daha ticaretle uğraştı.

Münir Özkul’un oynadığı Yaman Gazeteci ile yapımcılığa başladı

Eğilmez, Arif Bolat kitabevinde çalıştıktan sonra 1954’te Refik Erduran ile Çağlayan Yayınevi’ni kurdu. Aynı yıl Erduran ve Haldun Sel ile o dönem 30 bin adet satışa ulaşan “Tef” adlı mizah dergisini çıkaran Eğilmez’in Çağlayan Yayınevi bünyesinde çıkardığı cep kitapları da okur tarafından yoğun ilgi gördü.

Sinemaya 1961’de kurduğu “Efe” adlı şirketiyle adım atan Eğilmez, aynı yıl başrolünü Münir Özkul’un oynadığı “Yaman Gazeteci” filmiyle yapımcılığa başladı. Fakat film başarı sağlamadı.

Usta sinemacı, Halit Refiğ ve Atıf Yılmaz’ın yönettiği üç filmin daha yapımcılığını üstlendi. Bu filmlerin senaryosunu yazan Sadık Şendil ile sonraki yıllarda Arzu Film bünyesinde başarılı işlere imza attı.

Ertem Eğilmez, 1964’te Nahit Ataman ile “Arzu Film”i kurdu. Aynı yıl Fatma Girik, Öztürk Serengil ve Vahi Öz’ün rol aldığı “Fatoş’un Fendi Tayfur’u Yendi” filmiyle yönetmenlik serüvenine başladı.

Türkan Şoray, Fatma Girik ve Hülya Koçyiğit’in oynadığı aşk filmlerini yönetti

Birçok komedi filminde yönetmen koltuğuna oturan Eğilmez, 1965’te “Senede Bir Gün”, 1968’de “Nilgün” ve “İngiliz Kemal”, 1970’te ise “Küçük Hanımefendi” adlı romanları sinemaya uyarladı.

Geniş izleyici kitlesinin beğenisini kazanan, Türkan Şoray, Selda Alkor, Fatma Girik ve Hülya Koçyiğit gibi star oyuncuların yer aldığı popüler aşk filmlerini yöneten Eğilmez, 1966’da çektiği “Bir Millet Uyanıyor” filmi “1967 Antalya Altın Portakal Film Festivali”nde “En İyi Tarihsel Film” ödülüne değer görüldü.

Yönetmen ve senarist Eğilmez, genellikle Münir Özkul, Adile Naşit, Kemal Sunal, İlyas Salman, Halit Akçatepe, Zeki Alasya, Metin Akpınar, Şener Şen ve Ayşen Gruda’dan oluşan oyuncu kadrosuna filmlerinde yer verdi.

“Arzu Film güldürüleri” olarak anılan filmlerde zaman zaman toplumsal eleştiriyi kullanarak dikkati çeken Eğilmez, 1973’te imza attığı “Canım Kardeşim” filmiyle Türk sinemasında yapmacıklıktan uzak sinemacılık anlayışını, iç yakan bir öyküyle beyaz perdeye aktardı.

Hababam Sınıfı’nı 1975’te sinemaya uyarladı

Eğilmez, 1975’te Rıfat Ilgaz’ın kaleme aldığı “Hababam Sınıfı” romanını sinemaya uyarladı. “Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı” filminin gördüğü büyük ilginin ardından, 1976’da “Hababam Sınıfı Uyanıyor”, 1977’de “Hababam Sınıfı Tatilde”, 1981’de ise “Hababam Sınıfı Güle Güle” filmiyle “Hababam Sınıfı” adlı müzikal tiyatro oyununu izleyiciye sundu.

Yönetmen olarak Türk sinemasındaki değişimleri takip eden, bu değişimlere göre sürekli kendini yenileyen Eğilmez, 1980-1981 sezonunda “Kanlı Nigar” adlı müzikli oyunu sahneledi.

Başarılı yönetmen bir süre uzak kaldığı sinemaya, 1984’te “Namuslu” filmiyle geri döndü. “Namuslu” ve “Banker Bilo” filmlerinde, Türkiye’nin temel sorunlarını kendi mizah anlayışıyla ele alan usta isim, 1988’de yönettiği “Arabesk” filmiyle de gişede büyük bir başarı elde etti.

Ertem Eğilmez, Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde 1967’de “En İyi Tarihi Film Ödülü”, 1970’te “En İyi Yönetmen Ödülü”, 1972’de ise “En İyi 2. Film Ödülü”nü kazandı.

Yaşamı boyunca 44 film yöneten, 5 senaryo kaleme alan ve 97 filmin yapımcılığını üstlenen Eğilmez, 21 Eylül 1989’da İstanbul’da 60 yaşındayken vefat etti.

Ertem Eğilmez’in yönettiği filmlerden bazıları şöyle:

“Bir Millet Uyanıyor” (1966), “Yaşlı Gözler” (1967), “İngiliz Kemal” (1968), “Sevemez Kimse Seni” (1968), “Küçük Hanımefendi” (1970), “Kalbimin Efendisi” (1970), “Senede Bir Gün” (1971), “Son Hıçkırık” (1971), “Beyoğlu Güzeli” (1971), “Sev Kardeşim” (1972), “Tatlı Dillim” (1972), “Oh Olsun” (1973), Yalancı Yarim (1973), “Köyden İndim Şehire” (1974), “Salak Milyoner” (1974), “Mavi Boncuk” (1974), “Süt Kardeşler” (1976), “Şabanoğlu Şaban” (1977), “Gülen Gözler” (1977), “Erkek Güzeli Sefil Bilo” (1979), “Banker Bilo” (1980), “Namuslu” (1984), “Aşık Oldum” (1985), “Arabesk” (1988)

Yazdığı senaryolar:

“Ölmeyen Aşk” (1966), “Boş Çerçeve” (1969), “Mavi Boncuk” (1974), “Salako” (1974), “Milyarder” (1986)

Kaynak: AA

Ertem Eğilmez’i Anıyoruz yazısı ilk önce Mandal Radyo üzerinde ortaya çıktı.

]]>