tiyatro arşivleri - Mandal Radyo https://mandal-la.com/tag/tiyatro/ Mandal Radyo Wed, 15 Oct 2025 09:03:08 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9 https://mandal-la.com/wp-content/uploads/2023/09/cropped-120-32x32.png tiyatro arşivleri - Mandal Radyo https://mandal-la.com/tag/tiyatro/ 32 32 Son Meddah: Erol Günaydın https://mandal-la.com/son-meddah-erol-gunaydin/ Wed, 15 Oct 2025 09:03:01 +0000 https://mandal-la.com/?p=3017 Türk tiyatrosundaki meddahlık geleneğine katkılarıyla hafızalara kazınan usta sanatçı Erol Günaydın’ın vefatının üzerinden 13 yıl geçti.  Usta oyuncu, senarist ve yönetmen Erol Günaydın vefatının 13. yılında anılıyor. Trabzon’un Akçabat ilçesinde 1933’te dünyaya gelen sanatçı, Kavuklu Hamdi ve İsmail Dümbüllü’nün ardından meddahlık geleneğini sürdürerek önemli bir üne kavuştu. Galatasaray Lisesinde eğitim gören usta oyuncu, öğretmenlerini hicvettiği […]

Son Meddah: Erol Günaydın yazısı ilk önce Mandal Radyo üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Türk tiyatrosundaki meddahlık geleneğine katkılarıyla hafızalara kazınan usta sanatçı Erol Günaydın’ın vefatının üzerinden 13 yıl geçti. 

Usta oyuncu, senarist ve yönetmen Erol Günaydın vefatının 13. yılında anılıyor.

Trabzon’un Akçabat ilçesinde 1933’te dünyaya gelen sanatçı, Kavuklu Hamdi ve İsmail Dümbüllü’nün ardından meddahlık geleneğini sürdürerek önemli bir üne kavuştu.

Galatasaray Lisesinde eğitim gören usta oyuncu, öğretmenlerini hicvettiği küçük gösterilerle tiyatroya ilk adımını attı. Sanatçı daha sonra İstanbul Şehir Tiyatrolarının sınavını kazanarak tiyatro kariyerine başladı.

Haldun Dormen Cep Tiyatrosunda 1955’te “Papaz Kaçtı” oyunuyla profesyonel oyunculuk yaşamına başlayan Günaydın, yaptığı bir açıklamada, oyuna dair duygularını şu sözlerle aktarmıştı:

“Oyun bittiğinde ter içinde kaldım. Ne olduğunu anlamadım, herkes birbirini öpüyor falan. Ben de yüzümü gözümü sildim. Beşiktaş’a evime vapurla gittim, soyundum yattım. Sabah kalktığımda 60 sene geçmişti üstünden… 60 senedir hala tiyatrodayım…”

İlk kez 1960’ta “Yeşil Kurbağalar” sinema filminde rol alan oyuncu, meddah gösterilerinin yanı sıra canlandırdığı tiplemeler ve seslendirmeleriyle de akıllarda kaldı.

İzmir turnesine çıktığında tanıştığı Güneş Hanım ile evlenen Günaydın’ın Ayşe, Fatoş ve Günfer adını verdiği 3 çocuğu oldu.

Akbank Çocuk Tiyatrosunun yöneticiliğini yapan ve Dormen Tiyatrosunda birçok oyununda sanatçı, Tuncel Kurtiz, Suna Keskin, Erol Keskin ve Cahit Irgat ile Genar Tiyatrosunu kurdu.

Erol Günaydın, Haldun Dormen’in yönettiği “Güzel Bir Gün İçin” filmiyle 1967’de Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “En İyi Senaryo” ve “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” ödüllerinin sahibi oldu.

Çok sayıda film, tiyatro oyunu ve televizyon dizisinde rol alan ünlü oyuncu, TRT’de yayınlanan Çiçek Taksi dizisindeki rolüyle de büyük ilgi gördü.

Ayı Yogi’nin yanı sıra “Yüzüklerin Efendisi” filminde Bilbo Baggins, “Yukarı Bak” adlı animasyonda Carl Fredricksen ve “Hz. Muhammed Son Peygamber” çizgi filminde Ebu Talip karakterlerini seslendiren sanatçı, sesiyle de hafızalarda iz bıraktı.

Sanatçı Athena grubunun “Arsız Gönül” şarkısı ile Emre Altuğ’un “Aşk-ı Kıyamet” kliplerinde de rol aldı.

“O zaten hep baş roldedir” 

Usta sanatçı Ferhan Şensoy, Erol Günaydın’ın sanatçılığına ilişkin şu değerlendirmede bulunmuştu:

“Erol abi, rolün büyüğünün küçüğünün derdinde değildir. En küçük rolü öyle bir oynar ki kimseye bakamazsınız o sahnedeyken. O zaten hep baş roldedir.”

Emine Algan’ın ünlü oyuncuyla gerçekleştirdiği söyleşiler 2007’de “İki Kalas Bir Heves” kitabında okuyucuyla buluştu.

İstanbul’da bir hastanede böbrek yetmezliği nedeniyle tedavi gören Günaydın, 15 Ekim 2012’de hayatını kaybetti. Günaydın’ın cenazesi 17 Ekim’de Teşvikiye Camisi’nde kılınan cenaze namazının ardından Feriköy Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Seslendirmelerle birlikte 160 yapımda görev alan Erol Günaydın, 70’ten fazla sinema filminde farklı rollerle seyirci karşısına çıktı.

Günaydın, “Yorgun Matador”, “Fişne Pahçesu”, “Soyut Padişah”, “Kahraman Bakkal Süper Markete Karşı”, “Yaygara Yetmiş”, “Devri Süleyman”, “Kalbin Sesi”, “Martı”, “Ayı Masalı”, “Altın Yumruk”, “Müfettiş”, “Zafer Madalyası”, “Kleopatra’nın Mezarı” ve “Papaz Kaçtı”nın da arasında bulunduğu çok sayıda tiyatro oyununda rol üstlendi.

Ünlü oyuncu “Saat Sabahın Dokuzu”, “İnsanlar Yaşadıkça”, “Doktorlar”, “Bir Ömrün Bedeli”, “Mahallenin Muhtarları”, “Çiçek Taksi”, “Tatlı Kaçıklar”, “Bir Demet Yerli Film”, “Cennet Mahallesi”, “Akasya Durağı” ve “Balkan Düğünü” adlı televizyon dizilerinde yer aldı.

Günaydın’ın yer aldığı yapımlardan bazıları ise şöyle:

“Güneşi Gördüm”, “Orada”, “Nekrüt”, “Destere”, “O Kadın”, “Beyaz Melek”, “Geçmiş Zaman Olur ki”, “İlk Aşk”, “Kınalı Kuzular: Bedeli Çanakkale’de Ödendi”, “Menekşe Koyu”, “Herşeyi Bitirdik”, “Süper Baba”, “Biz Doğarken Gülmüşüz”, “Hoşgeldin Ramazan”, “Çantada Keklik”, “Acı Lokma”, “Gelmeyin Üstüme”, “Kıratlı Süleyman”, “Savunma”, “İki Milyarlık Bilet”, “Bu Muhtar Başka Muhtar”, “Şaşkın Gelin”, “Tepedeki Ev”, “Düğün”, “İntikam Yemini”, “Eşrefpaşalı”, “İki Gemi Yan Yana”, “Yaman Gazeteci”, “Yeşil Kurbağalar”.

Son Meddah: Erol Günaydın yazısı ilk önce Mandal Radyo üzerinde ortaya çıktı.

]]>
İBB Şehir Tiyatroları’nda 8 Oyun https://mandal-la.com/ibb-sehir-tiyatrolarinda-8-oyun/ Wed, 15 Oct 2025 08:50:07 +0000 https://mandal-la.com/?p=3014 İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 15-18 Ekim tarihleri arasında 8 oyunla seyircinin karşısına çıkıyor.  Klasik ve çağdaş yazarların eserlerinin ön planda olduğu programda Lucy Kirkwood’tan Molière’e, Miodrag Bulatovic’ten Yaşar Kemal’e uzanan zengin bir repertuar tiyatroseverleri bekliyor. Program şu şekilde: • Gök Kubbe  Lucy Kirkwood’un oyunu, Özden Gököz çevirisi ve Ali Gökmen Altuğ’un yönetimiyle Harbiye Muhsin Ertuğrul […]

İBB Şehir Tiyatroları’nda 8 Oyun yazısı ilk önce Mandal Radyo üzerinde ortaya çıktı.

]]>
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 15-18 Ekim tarihleri arasında 8 oyunla seyircinin karşısına çıkıyor. 

Klasik ve çağdaş yazarların eserlerinin ön planda olduğu programda Lucy Kirkwood’tan Molière’e, Miodrag Bulatovic’ten Yaşar Kemal’e uzanan zengin bir repertuar tiyatroseverleri bekliyor. Program şu şekilde:

• Gök Kubbe 

Lucy Kirkwood’un oyunu, Özden Gököz çevirisi ve Ali Gökmen Altuğ’un yönetimiyle Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde olacak. Sally’nin hamile olup olmadığı üzerine karar vermesi gereken 12 kadının hikâyesi üzerinden kadın olmanın ve adaletin sınırları sorgulanıyor.

• Tartuffe 

Molière’in klasik komedisi, Orhan Veli Kanık çevirisi ve Yiğit Sertdemir yönetimiyle Kağıthane Sadabâd Sahnesi’nde olacak. Oyun zengin bir adamın sahtekâr bir sofu ile hayatının altüst oluşunu anlatıyor.

• Godot 

Geldi Miodrag Bulatović’in oyunu, Sevgi Soysal çevirisi ve Ragıp Yavuz yönetimiyle Üsküdar Musahipzade Celâl Sahnesi’nde olacak. Beckett’in “Godot’yu Beklerken” eserine gönderme yapan oyun, beklenenin kimliği yerine bekleyişin kendisine odaklanıyor.

• Ağrı Dağı Efsanesi 

Yaşar Kemal’in usta kaleminden sahneye taşınan eser, Yiğit Sertdemir yönetiminde Ümraniye Sahnesi’nde izleyiciyle buluşacak. Atı geri vermemekle sorumlu Ahmet ve Mahmut Han’ın kızı Gülbahar’ın hikâyesi, kültür, tarih ve halkın yükünü bir araya getiriyor.

• Yenilmez 

Torben Betts’in eseri, Nazlı Gözde Yolcu çevirisi ve Nihat Alpteki yönetimiyle Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde olacak. Ekonomik kriz nedeniyle taşraya taşınan bir çiftin, farklı sınıflardan komşularıyla kurduğu ilişkiler trajik bir deneyime dönüşüyor.

• Gölge 

Yağmur Topçu’nun yazdığı oyun, Ahmet Kahvecioğlu yönetiminde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde oynanacak. Carl Jung’un ‘gölge’ kavramı üzerinden bir kadının iç dünyası ve çevresiyle çatışmaları sahneleniyor.

• Çingene Boksör 

Rike Reiniger’in oyunu, Cafer Alpsolay yönetiminde Müze Gazhane Meydan Sahne’de olacak. 1920’lerin boks yıldızı Johann Wilhelm Trollmann’ın Nazi Almanyası’ndaki trajik yaşamı ve dostluğu ekrana taşınıyor.

• İkinci Perdenin Başı 

Alp Tuğhan Taş’ın yazıp yönettiği oyun, 18 Ekim’de Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde seyirciyle buluşacak. Oyuncu Muhsin’in bir seçmeye katılması üzerinden kaybolan umutlar ve varoluş imtihanı sahneleniyor.

BirGün

İBB Şehir Tiyatroları’nda 8 Oyun yazısı ilk önce Mandal Radyo üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Trabzon Oda Tiyatrosu Sezonu Açıyor https://mandal-la.com/trabzon-oda-tiyatrosu-sezonu-aciyor/ Thu, 09 Oct 2025 12:34:17 +0000 https://mandal-la.com/?p=2981 Trabzon’un köklü sanat kurumlarından Trabzon Oda Tiyatrosu, 2025–2026 tiyatro sezonuna güçlü bir yapıtla giriyor.  Trabzon’un köklü sanat kurumlarından Trabzon Oda Tiyatrosu, 2025–2026 tiyatro sezonuna güçlü bir yapıtla giriyor. Kadın tarihinin izini süren ve çağlar arası bir sorgulama alanı açan “Kleopatra’ya Ne Oldu?” yeniden seyirciyle buluşuyor. Geçtiğimiz sezon büyük ilgiyle izlenen oyun, dört aylık yoğun bir […]

Trabzon Oda Tiyatrosu Sezonu Açıyor yazısı ilk önce Mandal Radyo üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Trabzon’un köklü sanat kurumlarından Trabzon Oda Tiyatrosu, 2025–2026 tiyatro sezonuna güçlü bir yapıtla giriyor. 

Eserin yazarı Ali Cüneyd Kılcıoğlu, kadın kimliğinin tarihsel dönüşümünü keskin bir ironiyle kaleme alırken; yönetmen koltuğunda oturan Ceyhun Gen, klasik anlatımı çağdaş sahne teknolojisiyle harmanlayarak güçlü bir sahne dili kuruyor.

Tek kişilik oyunda Kleopatra’yı canlandıran Meltem Pul, seyircilerden tam not alıyor. Performansı “genç oyuncular için bir oyunculuk dersi” olarak değerlendirilen Pul, tarihin en tartışmalı kadın figürlerinden birine hem zarafet hem de direniş gücü kazandırıyor.

Trabzon Oda Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Mahir Elvan’ın sanat yönetiminde sahnelenen oyun, yalnızca sanatsal değil, toplumsal bir duyarlılığa da sahip. Elvan, yeni sezonda da bilet gelirlerini çeşitli sivil toplum kuruluşları ve vakıflara bağışlayacaklarını belirterek tiyatronun toplumsal sorumluluk misyonunu sürdüreceklerini vurguladı.

Oyun, Haluk Ongan Sahnesi ve Hamamizade İhsan Bey Kültür Merkezi’nde yeniden sahnelenmeye hazırlanıyor. Ardından İstanbul ve Ankara turneleriyle geniş bir izleyici kitlesine ulaşacak.

Temmuz ayında Trabzon seyircisiyle ilk kez buluşan “Kleopatra’ya Ne Oldu?”, eleştirmenlerden tam not almış, sahne diliyle izleyiciyi derinden etkilemişti.

Yeni sezonda Trabzon Oda Tiyatrosu, bu yapıtla bir kez daha sanatın dönüştürücü gücünü sahnede hissettirmeye kararlı görünüyor.

Cumhuriyet 

Trabzon Oda Tiyatrosu Sezonu Açıyor yazısı ilk önce Mandal Radyo üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Gençlik Parkı’nda Tiyatro Sezonu Açılıyor https://mandal-la.com/genclik-parkinda-tiyatro-sezonu-aciliyor/ Tue, 30 Sep 2025 16:47:44 +0000 https://mandal-la.com/?p=2939 Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Ankara Kent Konseyi iş birliğiyle düzenlenen “Gençlik Parkı 1. Tiyatro Buluşmaları” 3 Ekim’de başlıyor.  Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Ankara Kent Konseyi iş birliğiyle düzenlenen “Gençlik Parkı 1. Tiyatro Buluşmaları” başlıyor. Başkentte kültür-sanat hayatını zenginleştirmeyi hedefleyen buluşmalar, aynı zamanda tiyatroseverleri yeni sezonda bir araya getirecek. ABB Başkanı Mansur Yavaş, “Bu sezon perdelerimizi […]

Gençlik Parkı’nda Tiyatro Sezonu Açılıyor yazısı ilk önce Mandal Radyo üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Ankara Kent Konseyi iş birliğiyle düzenlenen “Gençlik Parkı 1. Tiyatro Buluşmaları” 3 Ekim’de başlıyor. 

Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Ankara Kent Konseyi iş birliğiyle düzenlenen “Gençlik Parkı 1. Tiyatro Buluşmaları” başlıyor. Başkentte kültür-sanat hayatını zenginleştirmeyi hedefleyen buluşmalar, aynı zamanda tiyatroseverleri yeni sezonda bir araya getirecek.

ABB Başkanı Mansur Yavaş, “Bu sezon perdelerimizi hep birlikte açalım” diyerek Ankaralıları etkinliğe davet etti.

Program kapsamında saat 18.30’da kokteyl, 19.30’da açılış gerçekleşecek. Açılış gününde ise ABB Şehir Tiyatroları’nın sahneleyeceği “Düğün ya da Davul” oyununun prömiyeri izleyiciyle buluşacak.

Gençlik Parkı’nda Tiyatro Sezonu Açılıyor yazısı ilk önce Mandal Radyo üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Tiyatromuzun Büyük Ustası: Ferhan Şensoy https://mandal-la.com/tiyatromuzun-buyuk-ustasi-ferhan-sensoy/ Sun, 31 Aug 2025 07:31:57 +0000 https://mandal-la.com/?p=2899 Ortaoyuncular’ın kurucusu, Türk tiyatrosunun usta isimlerinden Ferhan Şensoy, aramızdan ayrılışının dördüncü yılında anılıyor. “Şahları da Vururlar”, “Kahraman Bakkal Süpermarkete Karşı”, “Ferhangi Şeyler”, “Ruhundan Tramvay Geçen Adam”, “Güle Güle Godot” ve “İdi Amin Avantadan Lavanta” adlı eserlerin de aralarında bulunduğu çok sayıda oyuna imza atan Ferhan Şensoy’un vefatının üzerinden 4 yıl geçti. Ortaoyuncular Tiyatro Topluluğunun kurucusu […]

Tiyatromuzun Büyük Ustası: Ferhan Şensoy yazısı ilk önce Mandal Radyo üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Ortaoyuncular’ın kurucusu, Türk tiyatrosunun usta isimlerinden Ferhan Şensoy, aramızdan ayrılışının dördüncü yılında anılıyor.

“Şahları da Vururlar”, “Kahraman Bakkal Süpermarkete Karşı”, “Ferhangi Şeyler”, “Ruhundan Tramvay Geçen Adam”, “Güle Güle Godot” ve “İdi Amin Avantadan Lavanta” adlı eserlerin de aralarında bulunduğu çok sayıda oyuna imza atan Ferhan Şensoy’un vefatının üzerinden 4 yıl geçti.

Ortaoyuncular Tiyatro Topluluğunun kurucusu olan sanatçı, Çarşamba Belediye Başkanı, tüccar Yusuf Cemil Şensoy ile ilkokul öğretmeni Müjgan Şensoy’un oğlu olarak 26 Şubat 1951’de Samsun’da dünyaya geldi.

Şensoy, 1957’de Samsun’da Gazi Osman Paşa İlkokuluna başladı. Ortaokulu Galatasaray Lisesi’nde okumak üzere 1961’de İstanbul’a gelen sanatçı, bir süre sonra okuldan ayrılarak Samsun’a döndü. Başarılı oyuncu 1970’te Çarşamba Lisesinden mezun oldu.

İlk öykü ve şiirleri 1969’da “Yeni Ufuklar” ve “Soyut” dergisinde yayınlanan sanatçının kaleme aldığı skeçler 1970’te Devekuşu Kabare’de sahnelenmeye başladı.

Güzel Sanatlar’a girdiği yıl amatör tiyatro topluluğu kurdu 

Aynı yıl hem Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Mimarlık Bölümü’ne girdi hem de “Galatasaray Oyuncuları” isimli amatör tiyatro topluluğunu hayata geçirdi. Topluluk, sanatçının yazdığı “Je M’en Fous Bilader” adlı Türkçe-Fransızca eserin provalarını, Haldun Taner’in önderliğinde Devekuşu Kabare Tiyatrosu’nun salonunda gerçekleştirdi.

Grup oyuncularıyla 1971’de Ayfer Feray Tiyatrosu’nda profesyonel oyunculuğa adım atan sanatçı, ilk profesyonel yönetmenlik deneyimini ise İsmet Küntay’ın yazdığı, Paravana Kabare’nin sergilediği “Güm Güm Güm” adlı oyunla yaptı.

Ferhan Şensoy, 1972’de Fransa’nın Strazburg kentinde “Ecole Superieure d’Art Dramatique” adlı okulda tiyatro öğrenimine başladı.

Yönetmen Jerome Savary’nin 1973’te asistanlığını yapan Şensoy’un “Haneler” adlı oyunu aynı yıl Haldun Taner ve Umur Bugay’ın ek skeçleriyle Devekuşu Kabare Tiyatrosu’nda ilk kez oynanmaya başladı.

Usta oyuncu, Fransızca kaleme aldığı “Montreal’de Ce Fou De Gogol” eseriyle 1975’te “En İyi Yabancı Yazar” ödülünü aldı.

Tiyatroya ömrünü adayan sanatçı, 1973’te Nazım Hikmet, Fazıl Hüsnü Dağlarca ve Yunus Emre’nin metinlerine yer verdiği Fransızca kolaj oyun “Proche-Orient Lointain” (Iraktır Yakın Doğu) eserini yazdı.

Başarılı tiyatrocu, Türkiye’ye döndükten sonra 1976’da Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu’nda yazarlığını da yaptığı “Dur Konuşma Sus Söyleme” adlı oyunda rol aldı, Türk Yazarları Tiyatrosu’nda oyunculuk ve yönetmenlik görevlerinde bulundu.

“Kızını Dövmeyen Dizini Döver” ile ilk kez bir filmde oynadı

İlk televizyon skeçlerini de 1976’da yazmaya başlayan Ferhan Şensoy, Ali Poyrazoğlu’yla rol aldığı skeçlerin birinde canlandırdığı “garson” rolüyle ilk kez televizyona çıktı, TRT ve Devekuşu Kabare Tiyatrosu için çeşitli skeçler yazdı.

Usta oyuncu, bir süre Nisa Serezli-Tolga Aşkıner Tiyatrosu’nda oyunculuk yaptı.

İlk kitabı “Kazancı Yokuşu” 1977’de yayınlanan sanatçı, yönetmenliğini Temel Gürsu’nun üstlendiği “Kızını Dövmeyen Dizini Döver” ile ilk kez bir filmde yer aldı.

Şensoy, 1978’de oyuncu Mete İnselel ile Anyamanya Kumpanya Tiyatrosunu kurdu. Kendi eseri “İdi Amin Avantadan Lavanta” oyununda uzun yıllar rol aldı ve yönetmenlik yaptı.

Sanatçının 1978’de yazdığı “Bizim Sınıf” adlı televizyon dizisi ikinci bölümden sonra öğretmenlerin manevi şahsiyatını tezyif ettiği gerekçesiyle TRT’de yasaklandı ve oyuncu olarak katıldığı diğer televizyon dizileri de yayından kaldırıldı.

Ferhan Şensoy, 1979’da kaleme aldığı “Sizin Dershane” dizisinde rol aldı. Tiyatro çalışmalarına ara vermeden devam eden sanatçı, Ayfer Feray Tiyatrosu’nda kendi yazıp yönettiği ve müziklerini yaptığı “Hayrola Karyola” oyununda rol aldı.

“Dedikodu Şov” oyununu usta isimlerle sahneledi 

Yazdığı “Dedikodu Şov” isimli kabare gösterisini Adile Naşit, Perran Kutman, Pakize Suda, Sevda Karaca ve İstanbul Gelişim Orkestrası ile sahneleyen Şensoy, Arda Uskan’ın yazıp Fuat Güner’in müziklerini yaptığı “Kukla ve Kuklacı Kabare” gösterisinde oynadı.

Usta tiyatrocu, 14 Mart 1980’de Harbiye’de Yapı Endüstri Merkezi Salonu’nda ilk kez perdelerini açan ve 50’yi aşkın oyunun oynandığı Ortaoyuncular’ın bünyesinde “Nöbetçi Oyuncular” adlı gençlik grubu kurarak, yeni tiyatro sanatçılarının yetiştirilmesine katkıda bulundu.

Sanatçının müziklerini Fuat Güner’le yaptığı, yönetmenliğini üstlenip oyuncu olarak da yer aldığı “Şahları da Vururlar” eseri, “Avni Dilligil Jüri Özel Ödülü” ve Dergi-13’ün “En Başarılı Oyun Ödülü”ne değer görüldü.

Şensoy, Küçük Sahne’nin 30. yılı dolayısıyla Ortaoyuncular’ın konuğu olarak Aleksiev Arbuzov’un “Eski Moda Komedya”sında oynadı. Mücap Ofluoğlu’nun sahneye koyduğu oyunun dekorunu da yapan sanatçı, performansıyla Tiyatro-81’in “En İyi Erkek Oyuncu Ödülü”nü kazandı.

“Ferhangi Şeyler” eseri unutulmazlar arasına girdi 

“Ferhangi Şeyler” adlı tek kişilik oyununu 7 Mart 1987’den itibaren aralıksız oynayan Şensoy, yazıp yönettiği “Varsayalım İsmail” adlı televizyon dizisindeki performansıyla da Doruktakiler Ödülü’nün sahibi oldu.

Sanatçı, kendisine Ulvi Uraz Ödülü ve Sanat Kurumu Ödülü’nü getiren “İstanbul’u Satıyorum” oyununu 1988’de yeniden yazıp müziklerini yaptı. Münir Özkul ve Erol Günaydın’ın katılımıyla Ortaoyuncular’da oynanan eserin yönetmenliğini de Şensoy üstlendi.

Ferhan Şensoy, 1991’de BBC’ye verdiği bir röportajında, eserlerinde geleneksel tiyatro motiflerinden ve ortaoyunundan yararlandığını vurgulayarak, şunları söylemişti:

“Benimki meddahlık ama bir çağdaş meddahlık çizgisi yakalamaya çalışıyorum. Ortaoyunundan yararlandığım kadar uyumsuz tiyatrodan da yararlanmaya çalışıyorum. Ben Fransa’da eğitim gördüm. O ekolün etkisini taşımaktayım. Böyle bir senteze ulaşmaya çalışıyorum. Bir şey bulmuş değiliz, araştırıyorum.”

İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda Haldun Taner’in “Keşanlı Ali Destanı”nı sahneye koyan Şensoy, Anca Visdei’nin “Don Juan ile Madonna” oyununu Fransızca’dan çevirdi ve yönettiği bu oyunda Derya Baykal’la aynı sahneyi paylaştı.

Kariyeri ödüllerle taçlandı 

Avni Dilligil, İsmail Dümbüllü ve Nasrettin Hoca Mizah Ödülü’nün yanı sıra Kültür ve Turizm Bakanlığı Jüri Özel Ödülü, Afife Jale ve Muhsin Ertuğrul Ödülü gibi çok sayıda prestijli ödülün sahibi usta sanatçı, Kel Hasan Efendi’den bugüne gelen Ortaoyuncuları Kavuğu’nu 1989’da Münir Özkul’dan devraldı ve 2016’da Rasim Öztekin’e devretti.

Ferhan Şensoy, kavuğun kendisine geçmesini, “Heyecan verici. Böyle bir kavuğun Kel Hasan Efendi’den Dümbüllü İsmail’e, sonra Münir Özkul’dan bana gelmesi hem büyük bir sevinç hem de büyük bir sorumluluk.” ifadeleriyle dile getirmişti.

Sanatçının 1990’da Pierre-Henri Cami’nin yaşamı ve yapıtlarından yola çıkarak yazıp yönettiği “Yorgun Matador”, kendisine Doruktakiler ve Altan Erbulak Ödülleri’ni kazandırdı.

Uzun yıllar devam eden “Ferhangi Şeyler” gösterileriyle Altın Objektif Ödülü’ne layık görülen Şensoy, gösteriyi Stuttgart, Duisburg, Bochum, Berlin, Wuppertal, Köln, Nürnberg, Münih, Frankfurt, Hamburg, Amsterdam ve Zürih’te de sergiledi.

Kiraladığı gemiyi tiyatro salonuna çevirdi 

Şensoy, 1994’te kiraladığı bir gemiyi yüzen tiyatroya dönüştürdü. “İçinden Dalga Geçen Tiyatro” adını verdiği geminin tiyatro salonunda yazıp müziklerini yaptığı “Seyircili Seyir Defteri” adlı oyunu sahneledi. Aynı geminin 2. katında gece 24.00’ten sonra “Kırkambar-Gece Tiyatrosu” kabare gösterisini de sergileyen sanatçı, bu tiyatro projesiyle “İsmail Dümbüllü Ödülü”nü aldı.

Sanatçının “Güle Güle Godot” adlı eseri, Paris’te amatör tiyatro topluluğu tarafından Fransızca “Adieu Godot” ismiyle oynanırken, “Hayrola Karyola” oyunu da Yugoslavya’da Prizren Kültürevi Türk Tiyatrosu’nda sahnelendi.

Amsterdam’da Amsterdam Deneme Sahnesi Topluluğunca “Kahraman Bakkal Süpermarkete Karşı” ve “Parasız Yaşamak Pahalı” oyunları sahneye kondu.

Şensoy, özgeçmişini yazdığı romanı “Kalemimin Sapını Gülle Donattım”ı da 2001’de okurla buluşturdu.

Oyuncu Derya Baykal ile 1980’de evlenen Şensoy’un bu birlikteliğinden 1989’da kızı Müjgan Ferhan ile 1990’da Neriman Derya dünyaya geldi. İki sanatçı 2004’te evliliklerini sonlandırdı.

“Eşeğin Fikri”, “Hacı Komünist” ve “Elveda SSK” adlı üç kitabını 2005’te yayınlayan Şensoy, Deneme Sahnesi 35. Yıl Ödülleri’nde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nün yanı sıra Nasrettin Hoca Altın Eşek Gülmece Ödülü’nün sahibi oldu.

Elli kadar tiyatro oyununda, 10’dan fazla televizyon dizisinde rol alan sanatçı, 2006’da “Pardon” filmiyle en iyi senaryo ödülünü kazandı.

Usta sanatçı, 31 Ağustos 2021’de İstanbul’da vefat etti.

Ferhan Şensoy’un kaleme aldığı, yönettiği ve rol aldığı oyunlardan bazıları şöyle:

“İşsizler Cennete Gider”, “Ruhundan Tramvay Geçen Adam”, “Bilimsiz, Kurgusal Güldürü”, “Fername”, “Kiralık Oyun”, “Uzun Donlu Kişot”, “Beni Ben mi Delirttim?”, “Biri Bizi Dikizliyor”, “Kahraman Osman”, “Kökü Bitti Zıkkım Zulada”, “Sahibinden Satılık 1. El Ortaoyunu”, “Fişne Pahçesu”, “Parasız Yaşamak Pahalı”, “Çok Tuhaf Soruşturma”, “Felek Bir Gün Salakken”, “Üç Kurşunluk Opera”, “Şu Gogol Delisi”, “Kırkambar-Gece Tiyatrosu”, “Seyircili Seyir Defteri”, “Köhne Bizans Operası”, “Parasız Yaşamak Pahalı”

Kitapları:

“Karagöz ile Boşverin Beni”, “Elveda SSK”, “Hacı Komünist”, “Eşeğin Fikri”, “Rum Memet”, “FerhAntoloji”, “Kalemimin Sapını Gülle Donattım”, “Falınızda Rönesans Var”, “Denememeler”, “İngilizce Bilmeden Hepinizi I Love You”, “Düşbükü”, “Ayna Merdiven”, “Kazancı Yokuşu”, “Seçme Sapan Şeyler”, “Kedittin Direniş”, “Oteller Kitabı”

Filmleri:

“Son Ders: Aşk ve Üniversite”, “Pardon”, “Şans Kapıyı Kırınca”, “Büyük Yalnızlık”, “Bir Bilen”, “Parasız Yaşamak Pahalı”, “Köşedönücü”, “Kızını Dövmeyen Dizini Döver”, “Aşk Dediğin Laf Değildir”

Tiyatromuzun Büyük Ustası: Ferhan Şensoy yazısı ilk önce Mandal Radyo üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Tarihi Kentin Geleceğe Yürüyüşü https://mandal-la.com/tarihi-kentin-gelecege-yuruyusu/ Wed, 27 Aug 2025 09:28:10 +0000 https://mandal-la.com/?p=2861 Altıncı Bergama Tiyatro Festivali’nde üç gün boyunca 20’den fazla etkinlik gerçekleştirildi.  Altıncı Bergama Tiyatro Festivali’nde üç gün boyunca 20’den fazla etkinlik gerçekleştirildi. Asklepion ve Akropol’de sahnelenen performanslar, izleyicileri antik kentlerin büyüleyici atmosferiyle buluşturdu; çocuk etkinlikleri ve sokak turları festivalin renkli yanını oluşturdu. Bergama Tiyatro Festivali’nin altıncısı pazar günü sona erdi. Festivalde üç gün boyunca 20’den […]

Tarihi Kentin Geleceğe Yürüyüşü yazısı ilk önce Mandal Radyo üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Altıncı Bergama Tiyatro Festivali’nde üç gün boyunca 20’den fazla etkinlik gerçekleştirildi. 

İzleyiciler, bir yandan Kale Tepesi’ndeki Helenistik dönemin en etkileyici merkezlerinden biri olan Akropol’de tapınakların, sokakların, sosyal ve ticari meydanların kalıntıları arasında yürüyüp büyülendiler, bu sırada kulaklarına Korhan Futacı’nın üflemeli çalgılarla yaptığı müzik çalınıyordu, sese doğru ilerlediler. Ses, Bergama’dan Almanya’ya götürülen Zeus Altarı’nın kalıntılarının üstünden geliyordu. Futacı’yla birlikte Esra Yurttut da deneysel bir performans sergiledi.

Tanık olanlar, bu buluşmada geçmişi yeniden ziyaret etme, şimdiyi duyumsama ve tüm bu deneyimi Akropol’ün zirvesinden Bergama’ya ve gökyüzüne doğru taşıma fırsatı buldu. İçeriğin tasarımını Eren Arıkan ve Çağıl Özdemir üstlenirken, kürasyon ve içerik düzenlemesi Murat Sezgi tarafından yapıldı.

Ücretsiz çocuk etkinlikleri de festivalde önemli yer tuttu. Bergama yapısı gereği açık hava etkinliklerine uygun bir kent, antik tiyatrolar dışında Çamlıpark’ta da gösteriler sahnelendi. Bergama sokak turları da sadece biletli izleyicileri değil, o sırada Bergama’yı turlayan yerli turistleri de kendine çekti.

Festivale Katkı 

Bu yılki festival, Bergama’nın tarihine sahip çıkmak ve kentin kültür sanatla dolu geçmişini daha fazla insana duyurabilmek için elini taşın altına koyan Bergamalıların elinde yeşerdi denebilir. Bunu festival ekibi her fırsatta dile getirirken bu bağlantıları daha da geliştirmenin çeşitli yolları arandı.

Festival kapsamında düzenlenen oturumlar, yalnızca tiyatronun güncel meselelerine değil, kentlerin kültür politikalarına, sürdürülebilir kültürel yapıların inşasına ve Bergama’nın kültür ortamının geleceğine ilişkin ortak bir tartışma zemini sundu. Panellerin finalinde ise Çamlıpark’ta Serhan Ada’nın moderatörlüğünde bir forum ortamı oluştu. “Bergama Kültür Stratejisine Doğru” başlıklı etkinlikte festivalin paydaşları ve izleyiciler bir araya gelerek düşüncelerini paylaştı.

Kültürel mirastan tarıma, sanattan gündelik yaşama uzanan geniş bir perspektifte, Bergama’nın kültür politikasını geliştirmek için atılan adımlar paydaşlarla birlikte tartışıldı.

Festival, yalnızca bir program olmanın ötesinde, kentin kültürel geleceğini birlikte kurmaya yönelik uzun soluklu bir dönüşümün adımlarını başarıyla attı.

Cumhuriyet

Tarihi Kentin Geleceğe Yürüyüşü yazısı ilk önce Mandal Radyo üzerinde ortaya çıktı.

]]>
DasDas’ta Yeni Sezon Başlıyor https://mandal-la.com/dasdasta-yeni-sezon-basliyor/ Sat, 16 Aug 2025 12:27:48 +0000 https://mandal-la.com/?p=2834 DasDas, yaz dönemi etkinlikleriyle konuklarını ağırlamaya devam ederken Eylül ayında yeni sezona da hızlı bir giriş yapmaya hazırlanıyor.  Binnur Kaya ve Mert Fırat gibi iki önemli ismi ilk kez tiyatro sahnesinde buluşturmaya hazırlanan DasDas, 5 Eylül Cuma akşamı prömiyerini yapacak ‘Açık İlişki’ oyunuyla tiyatro sezonunu açacak. DasDas, yaz dönemi boyunca kapılarını hiç kapatmazken yeni sezon hazırlıklarına da başladı. Birçok özel prodüksiyonlu oyuna […]

DasDas’ta Yeni Sezon Başlıyor yazısı ilk önce Mandal Radyo üzerinde ortaya çıktı.

]]>
DasDas, yaz dönemi etkinlikleriyle konuklarını ağırlamaya devam ederken Eylül ayında yeni sezona da hızlı bir giriş yapmaya hazırlanıyor. 

Binnur Kaya ve Mert Fırat gibi iki önemli ismi ilk kez tiyatro sahnesinde buluşturmaya hazırlanan DasDas, 5 Eylül Cuma akşamı prömiyerini yapacak ‘Açık İlişki’ oyunuyla tiyatro sezonunu açacak.

DasDas, yaz dönemi boyunca kapılarını hiç kapatmazken yeni sezon hazırlıklarına da başladı. Birçok özel prodüksiyonlu oyuna imza atan DasDas, Dario Fo’nun ünlü ‘Açık Aile’ adlı oyunundan uyarlanan ‘Açık İlişki’yle yeni tiyatro sezonuna hızlı bir giriş yapacak. 5 Eylül Cuma günü ilk kez tiyatroseverlerin karşısına çıkacak oyun için Binnur Kaya ve Mert Fırat tiyatro sahnesinde buluşurken iki isim aynı zamanda oyunun uyarlamasını, yönetmenliğini ve tasarımını da beraber üstleniyor.

Dario Fo ve Franca Rame ikilisinin eşsiz kadın oyunları serisinden biri olan ‘Açık Aile’den uyarlanan ‘Açık İlişki’de evlilik kurumundaki kadın-erkek eşitsizliği, cinsiyet rolleri, ilişkilerde yaşanan çifte standartlar alaycı ve eğlenceli bir dille eleştiriliyor.

Açık evlilik kavramı üstünden ilerleyen oyunun müziklerini Persenk yaparken dekor ve ışık tasarımında da Cem Yılmazer’in imzası bulunuyor. Dario Fo ve eşi Franca Rame tarafından 1983 yılında yazılmış bir komedi-satira olan oyunun Türkçe çevrisi ise usta isim Füsun Demirel’e ait.

SanatOkur 

DasDas’ta Yeni Sezon Başlıyor yazısı ilk önce Mandal Radyo üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Zengin Mutfağı Son Kez Sahnelenecek https://mandal-la.com/zengin-mutfagi-son-kez-sahnelenecek/ Thu, 08 May 2025 12:44:39 +0000 https://mandal-la.com/?p=2661 Usta oyuncu Şener Şen’i yıllar sonra tekrar tiyatro sahnesine döndüren ve şimdiye kadar 400 oyunu kapalı gişe oynayarak büyük başarıya imza atan “Zengin Mutfağı” oyunu sahnelere veda ediyor.  DasDas’tan yapılan açıklamaya göre, Türkiye ve Avrupa’nın birçok şehrinde 8 yıldır sahnelenen oyun, 10 Haziran’da son kez Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahnelenecek. Vasıf Öngören imzası taşıyan, […]

Zengin Mutfağı Son Kez Sahnelenecek yazısı ilk önce Mandal Radyo üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Usta oyuncu Şener Şen’i yıllar sonra tekrar tiyatro sahnesine döndüren ve şimdiye kadar 400 oyunu kapalı gişe oynayarak büyük başarıya imza atan “Zengin Mutfağı” oyunu sahnelere veda ediyor. 

DasDas’tan yapılan açıklamaya göre, Türkiye ve Avrupa’nın birçok şehrinde 8 yıldır sahnelenen oyun, 10 Haziran’da son kez Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahnelenecek.

Vasıf Öngören imzası taşıyan, DasDas prodüksiyonu “Zengin Mutfağı”nın oyuncu kadrosunda Şener Şen’in yanı sıra Gizem Ergün, Onay Kaya, Uğur Arda Başkan ve Kutay Sandıkçı yer alıyor.

Cumhuriyet tarihinde görülmüş en büyük işçi hareketi olan 15-16 Haziran 1970 olaylarının zengin bir ailenin mutfağına yansımasını konu alan oyunun yönetmenliğini Şener Şen ve Doğu Yaşar Akal üstleniyor.

Zengin Mutfağı Son Kez Sahnelenecek yazısı ilk önce Mandal Radyo üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Tiyatroya Ömrünü Veren Sanatçı: Haldun Taner https://mandal-la.com/tiyatroya-omrunu-veren-sanatci-haldun-taner/ Wed, 07 May 2025 09:17:21 +0000 https://mandal-la.com/?p=2656 Çok sayıda unutulmaz esere imza atan akademisyen, öykü ve tiyatro yazarı Haldun Taner’in vefatının üzerinden 39 yıl geçti.  Ömrünü Türk tiyatrosuna adayan usta edebiyatçı, 16 Mayıs 1915’te Meclis-i Mebusan’ın İstanbul milletvekillerinden hukukçu Ahmet Selahattin Bey ile Seza Hanım’ın oğlu olarak İstanbul’un Çemberlitaş semtinde dünyaya geldi. Babasını 5 yaşında kaybeden Taner, büyükbabası Matbaa-i Amire Müdürü İsmail […]

Tiyatroya Ömrünü Veren Sanatçı: Haldun Taner yazısı ilk önce Mandal Radyo üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Çok sayıda unutulmaz esere imza atan akademisyen, öykü ve tiyatro yazarı Haldun Taner’in vefatının üzerinden 39 yıl geçti. 

Ömrünü Türk tiyatrosuna adayan usta edebiyatçı, 16 Mayıs 1915’te Meclis-i Mebusan’ın İstanbul milletvekillerinden hukukçu Ahmet Selahattin Bey ile Seza Hanım’ın oğlu olarak İstanbul’un Çemberlitaş semtinde dünyaya geldi.

Babasını 5 yaşında kaybeden Taner, büyükbabası Matbaa-i Amire Müdürü İsmail Hamit Bey’in Saraçhanebaşı’ndaki konağında annesiyle yaşamaya başladı.

Konakta büyükannesi, teyzesi ve 4 dayısıyla hayatına devam eden Taner, Türkçenin inceliklerini, aile terbiyesini ve çalışma disiplinini annesinden öğrendi.

Küçük yaşlarda tiyatroya ilgi duyan Taner, bir açıklamasında, “Hasan Efendi’yi, Naşit’i, Cemal Sahir’i, Darülbedayi’yi, dayımın sınıf arkadaşı Şadi Fikret’in oyunlarını o dönemde gördüm. İlk gördüğüm sinema, Saraçhanebaşı’ndaki Milli Sinema idi. Daha sonra Alemdar ve Ali Efendi sinemalarına giderdik.” ifadelerini kullanmıştı.

Okul tatillerinde deneyim kazanmak için gittiği Hamid Matbaası, yazarlık hayatı için de dönüm noktası olan Taner, bütün zamanını dedesinin matbaasında makine sesleri içinde geçirdi.

Daha sonra ortaöğrenimi için Galatasaray Lisesine (Mekteb-i Sultani) giden Taner, 1935’te mezun oldu.

Devlet bursuyla Heidelberg Üniversitesi’nde okudu

Usta edebiyatçı ekonomi ve politika üzerine eğitim almak üzere 1935-1938’de devlet bursuyla Almanya’daki Heidelberg Üniversitesine gitti.

Tüberküloz nedeniyle eğitimini yarıda bırakıp Türkiye’ye dönen Taner, 1938-1942’de Erenköy Sanatoryumunda tedavi gördü, bir taraftan da Ankara Radyosu için skeçler yazmaya başladı.

Hikaye yazmaya ilgisini her fırsatta dile getiren usta kalem, TRT Arşiv’de yer alan bir açıklamasında, hikaye yazmanın inceliklerine ilişkin şunları söylemişti:

“Hikaye bir anlatı türüdür. Her anlatı türü gibi bir iletişim ihtiyacından doğmuştur. Hikaye yazmak, roman yazmaktan daha zevklidir. Çünkü roman yazdığınızda siz, kahramanlarınızın esirisiniz. Gece, gündüz, bilinciniz, bilinçaltınız, uykunuz… Ertesi sabah yine bir kahramanınızın bıraktığı yerden alıyorsunuz, öbür kahramanınızın nerede ne yapacağını düşünüyorsunuz. Hikayede böyle bir işkence yok. Hikayede, hoşunuza giden bir konu, bir kişi, bir olay, herhangi bir hadise, sizi iter, ‘Şunun hikayesi yazılabilir.’ diye. Bazen bir hikaye başlığı bile sizi itebilir. Sizi iten bir şey olduğu için hevesle daktilonuzun ya da kağıt kaleminizin başına oturursunuz. Başlarsınız yazmaya. Yazdığınız o hikayenin kahramanı ya da kahramanları ile özdeşleşirsiniz. Fakat bu özdeşleşme, romandaki gibi uzun sürmeyecektir. Yani bunlarla küçük bir seyahate çıkmış gibisiniz. Bıktırıcı bir seyahat değil. Biraz sonra sizi bırakacaklar. Onun için nostaljik bir sevgi duyarsınız onlara. Bırakmak istemezsiniz. Elinizden kaçacak her şey gibi çok daha kıymetli bulursunuz onları ve başlarsınız yazmaya. Yazarken de o hikayenin atmosferi ne ise ona karışırsınız yani onunla özdeşleşirsiniz.”

Lisedeyken Fransızca edebiyatı öğretmeni Mösyö Dard’ın tavsiyesiyle kaleme aldığı skeçlerle edebiyat dünyasına adım atan Taner’in “Töhmet” adlı öyküsü, 1946’da “Haldun Yağcıoğlu” takma ismiyle Yedigün dergisinde yayımlandı.

Öykü, oyun, skeç, kabare, senaryo ve hiciv türlerinde eserlere de imza atan usta edebiyatçının yazıları, Ülkü, Yücel, Varlık, Küçük ve Yeni İnsan dergilerinde de okuyucuyla buluştu.

Politik öykülerden oluşan “Yaşasın Demokrasi” kitabı 1949’da yayımlanan Taner, 1950’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi ve sanat tarihi kürsüsünde asistan olarak görev aldı.

Usta yazar, ilk evliliğini 1954’te yaptı ve Oyun dergisini çıkardı.

“Şişhane’ye Yağmur Yağıyordu” kitabında yer alan aynı adlı hikayesi New York Herald Tribune gazetesinin 1953’teki uluslararası yarışmasında birinci olan Taner, 1956’da Varlık dergisince “Yılın En Beğenilen Öykücüsü” seçildi.

Taner’in 1954’te yayımlanan “On İkiye Bir Var” kitabı 1955’te verilmeye başlanan Sait Faik Hikaye Armağanı’nı alan ilk eser olurken, aynı adlı öyküsü, İsviçre Atlantis Yayınevinin düzenlediği “Zaman Üstüne Öyküler” yarışmasında ödül aldı.

Unutulmaz edebiyatçı, 1955-1957’de Viyana Üniversitesinde Prof. Heinz Kindermann’ın yanında ve Max Reinhardt Tiyatro Akademisinde felsefe ve tiyatro eğitimi gördü. Yeşilçam için senaryolar kaleme alan Taner, Viyana’da bulunduğu, klasik ve epik tiyatroyla da ilgilendiği yıllarda 700’den fazla oyun seyretti.

İstanbul Üniversitesinde 1957’de tiyatro tarihi ve dramaturgi dersleri veren Taner, aynı zamanda Tercüman gazetesinde “Devekuşuna Mektuplar” adı altında köşe yazıları kaleme aldı.

Haldun Taner, Türkiye’de epik tiyatronun ilk örneği sayılan “Keşanlı Ali Destanı” ile dünyaya açıldı. Haldun Taner Tiyatrosu ekolü oluşturan yazarın, 1955’te yazdığı “Tuş” öyküsüyle “Keşanlı Ali Destanı” oyunu filme uyarlandı.

İstanbul Üniversitesinde 1957’de tiyatro tarihi ve dramaturgi dersleri veren Taner, İktisat Fakültesinde 1 Mart 1960’ta okutman olarak çalışmaya başladı, darbe nedeniyle görevi bırakmak zorunda kaldı.

Fransız Filolojisi Kürsüsünde 1962’den 1976’ya kadar öğretim görevlisi olarak görev yapan yazar, 1968’de kuruculuğunu üstlendiği Language and Culture Center Özel Tiyatro Okulunda (LCC) öğrenciler yetiştirdi.

Haldun Taner, 1960’tan itibaren tiyatro çalışmalarına yoğunlaştı. Güncel olayları konu alan eleştirel oyunları sunmak için kabare tiyatrosunun kuruluşuna öncülük eden Taner, Ahmet Gülhan, Zeki Alasya ve Metin Akpınar ile 1967’de İstanbul’da Devekuşu Kabare Tiyatrosunu kurdu.

“Sersem Kocanın Kurnaz Karısı” oyunuyla 1972’de ödül aldı 

Unutulmaz sanatçı Münir Özkul ile 1969’da Bizim Tiyatro, Ahmet Gülhan ile 1978’de Tef Tiyatro Grubunu kuran Taner, oyunlarında meddah geleneği ve tuluat tiyatrosunun özelliklerinden yararlandı. Tiyatrodaki ilk eserlerinde dramatik türün başarılı örneklerini veren yazarın kaleme aldığı “Keşanlı Ali Destanı” oyunu yurt dışında da sahnelendi.

“Sancho’nun Sabah Yürüyüşü” kitabı Bordighera Uluslararası Mizah Festivali’nde öykü ödülünü kazanan Taner’in “Sersem Kocanın Kurnaz Karısı” oyunu ise 1972’de Türk Dil Kurumu Tiyatro Ödülü’nün sahibi oldu.

Öykülerinde genellikle insan ve insani değerler, doğa, yaşam, zaman, psikolojik durumlar, seçme yetisi, seçicilik özelliği ve anormallik gibi başlıklara yer veren Taner, olayı ön planda tutan klasik örgülü hikayeler yazdı.

Entrikalı, sürprizli ve güldürücü durumlara eserlerinde yer ayıran yazar, Birleşmiş Milletler UNESCO kültür komisyonlarında da görev yaptı.

Haldun Taner, 7 Mayıs 1986’da kaldırıldığı Haydarpaşa Göğüs Hastanesinde hayatını kaybetti ve Küplüce Mezarlığı’na defnedildi.

Milliyet gazetesi tarafından 1987’den bu yana “Haldun Taner Öykü Ödülü” düzenlenirken, yazarın adı 1988’de İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosunun Kadıköy Sahnesi ile Caddebostan’da bir sokağa verildi.

Eserleri 

Tiyatro oyunları:

“Keşanlı Ali Destanı” (1964), “Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım”, “Sersem Kocanın Kurnaz Karısı”, “Vatan Kurtaran Şaban”, “Eşeğin Gölgesi”, “Ayışığında Şamata”, “Dışardakiler”, “Zilli Zarife”, “Dev Aynası”, “Huzur Çıkmazı”, “Fazilet Eczanesi”, “Bir Kadın Geliyor”, “Ve Değirmen Dönerdi”

Kitapları:

“Yaşasın Demokrasi” (1949), “Tuş” (1951), “Şişhane’ye Yağmur Yağıyordu” (1954), “Ayışığında Çalışkur” (1954), “On İkiye Bir Var” (1954), “Sancho’nun Sabah Yürüyüşü” (1969), “Konçinalar”, “Kızıl Saçlı Amazon”, “Devekuşuna Mektuplar”, “Berlin Mektupları”, “Yaldızlı Palyaço”, “Kutu Kutu İçinde”, “Çok Güzelsin Gitme Dur”

Tiyatroya Ömrünü Veren Sanatçı: Haldun Taner yazısı ilk önce Mandal Radyo üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Tiyatronun Öncü İsmi: Muhsin Ertuğrul https://mandal-la.com/tiyatronun-oncu-ismi-muhsin-ertugrul/ Tue, 29 Apr 2025 11:07:51 +0000 https://mandal-la.com/?p=2650 Türk tiyatro ve sinemasında iz bırakan yönetmen, oyuncu, yapımcı ve çevirmen Muhsin Ertuğrul’un vefatının üzerinden 46 yıl geçti.  Hariciye Nezareti memurlarından Hüseyin Hüsnü Bey ile Alman asıllı Fatma Dilruh Hanım’ın oğlu Ertuğrul, İstanbul’da 28 Şubat 1892’de dünyaya geldi. Çocuk yaşlarında meddah, Hacivat Karagöz ve orta oyunu gibi geleneksel sahne gösterilerine ilgi duymaya başlayan sanatçı, sırasıyla […]

Tiyatronun Öncü İsmi: Muhsin Ertuğrul yazısı ilk önce Mandal Radyo üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Türk tiyatro ve sinemasında iz bırakan yönetmen, oyuncu, yapımcı ve çevirmen Muhsin Ertuğrul’un vefatının üzerinden 46 yıl geçti. 

Hariciye Nezareti memurlarından Hüseyin Hüsnü Bey ile Alman asıllı Fatma Dilruh Hanım’ın oğlu Ertuğrul, İstanbul’da 28 Şubat 1892’de dünyaya geldi.

Çocuk yaşlarında meddah, Hacivat Karagöz ve orta oyunu gibi geleneksel sahne gösterilerine ilgi duymaya başlayan sanatçı, sırasıyla İstanbul Tefeyyüz Mektebi, Darüledep, Soğukçeşme Askeri Rüştiyesi ve Toptaşı Rüştiyesi ile Mercan İdadisinde eğitim gördü.

Hüsnü Bey, oğlunun Mabeyn katibi olarak sarayda görev yapmasını isterken Ertuğrul, tiyatro aşkıyla başka bir yola girdi. Sanatçı, rüştiyede öğrenciyken okul arkadaşlarıyla amatör tiyatro çalışmalarında bulundu.

Muhsin Ertuğrul, bir süre marangoz çıraklığı ve tornacılık yaptı. Meşrutiyet’in ilan edilmesinin ardından İstanbul’da tiyatro faaliyetleri artınca, Ertuğrul için de bir kapı açılmış oldu.

O dönem Tepebaşı Tiyatrosunda görev yapan yönetmen ve oyuncu Burhanettin Tepsi’nin bulunduğu heyete girmeye çalışan sanatçı, Arap Salahaddin Bey ile temas kurdu. Amacına ulaşan Ertuğrul, profesyonel olarak sahneye ilk kez 2 Ağustos 1909’da Erenköy’de oynanan “Sherlock Holmes” oyununda “Bob” karakteriyle çıktı.

Bir süre Odeon Tiyatrosunda çalışan Ertuğrul, William Shakespeare’in kaleme aldığı “Othello” ve Türkiye’de ilk kez sahnelenen “Hamlet” piyeslerinde rol aldı.

Ertuğrul’un yeteneğini fark eden sanatçı usta oyuncu Vahram Papasyan, mutlaka Avrupa’ya gitmesini ve tiyatroya orada devam etmesini önerince, sanatçı 1911’de Paris’e gitti.

Maddi imkanlar nedeniyle kısa süre sonra Fransa’dan Türkiye’ye dönen Ertuğrul, arkadaşlarıyla kendi topluluğunu kurdu.

Usta oyuncu, 1913’te yeniden Paris’e giderek eğitimini tamamladı ve dünyaca ünlü tiyatro topluluklarıyla tanışma imkanı yakaladı.

Aynı yıllarda Comedie Française’de Paul Gravolet’ten özel dersler alan Ertuğrul, Şehzadebaşı’nda açtığı Ertuğrul Sineması’nda, film gösterimleri öncesi kısa tiyatro oyunları sahneledi.

Darülbedayi’nin kuruluşunda yer aldı 

Muhsin Ertuğrul, 1914’te İstanbul’da “Darülbedayi” adıyla hayata geçen, sonraki yıllarda Şehir Tiyatroları adını alan merkezin kuruluşunda yer aldı. Sanatçı, Darülbedayi’de Reşat Rıdvan Bey ve Andre Antonie ile görev yaptı.

Sinema ve tiyatro incelemeleri yapmak üzere 1917-1921’de yaşadığı Berlin’de İstanbul Film şirketini kuran Ertuğrul, aynı dönem Üstat Film’in ortaklığını ve yönetmenliğini de üstlendi.

Usta tiyatrocu, “Karanlıkta Işık” adlı filmde önemli bir rol aldıktan sonra “Samson”, “Kara Lale Bayramı” ve “Şeytana Tapanlar” filmlerini çekti. Almanya günleri sırasında 1917’de “Edebi Tiyatro Heyeti” adlı bir topluluk kuran sanatçı, o yıllarda Halit Fahri Ozansoy’un “Baykuş” piyesini de sahneledi.

Berlin’de “Beranien Düşesi” filminde ihtilalci bir subay rolünü oynayan Muhsin Ertuğrul, Türkiye’ye döndükten birkaç ay sonra Temaşa dergisinde çeşitli sinema eleştirileri kaleme aldı.

Robert Kolejinde, Halide Edip’in librettosunu yazdığı, Vedi Sabar’ın bestelediği “Kenan Çobanları” operasını hazırlayan Ertuğrul, Kurtuluş Savaşı üzerine ilk belgesel sayılan “Zafer Yolları” adlı filmin yönetmenliğini yaptı.

Sovyetler Birliği’nde Üç Film Çekti 

Muhsin Ertuğrul, 1925-1927’de bulunduğu Sovyetler Birliği’nde, Nazım Hikmet aracılığıyla sinema dünyasından pek çok kişiyle tanışma ve çalışma fırsatı buldu.

Burada “Tamilla”, “Spartaküs” ve “Beş Dakika” filmlerini çeken sanatçı, ayrıca Moskova’da bütün tiyatrolara girme izni alarak Stanislavski, Nemiroviç-Dançenko, Aleksandır Yakovleviç Tayrov ve Vsevolod Meyerhold ile tanışıp onların çalışmalarına katıldı.

Ertuğrul, ABD’ye seyahat ederek sinema ve tiyatro üzerine çeşitli araştırmalarda bulundu. İstanbul’a döndükten sonra, 1927’de üstlendiği Darülbedayi’nin sanat yönetmenliğini 1949’a kadar sürdürdü.

İlk sesli Türk filmi “İstanbul Sokaklarında” ve “Bir Millet Uyanıyor”u çeken Ertuğrul, “Karım Beni Aldatırsa”, “Söz Bir Allah Bir”, “Leblebici Horhor Ağa”, “Aysel Bataklı Damın Kızı” filmlerinde senarist olarak “Mümtaz Osman” takma adını kullanan Nazım Hikmet ile çalıştı.

Türkiye’de 1922’den 1940’a kadar tek film yönetmeni olan Ertuğrul, 1928’de Türkiye’nin ikinci büyük yapım şirketi İpek Film’in kurulmasına öncülük etti ve “Ankara Postası”nın büyük ticari başarı kazanmasının ardından burada yönetmen olarak 20 filme imza attı.

Ertuğrul, 1931’de Tiyatro Meslek Okulunun kurucuları arasında yer aldı. 1933’te İstanbul’a çağrılan Viyana Müzik ve Tiyatro Akademisi başkanı Joseph Marx, Belediye Konservatuvarının öncüsü sayılabilecek bu okulu yeni baştan düzenledi ve Muhsin Ertuğrul bu kurumda da dersler verdi.

Sanatçı, Moskova’da çocuk tiyatrosu üzerine de incelemeler yaptıktan sonra 1935-1936 sezonunda İstanbul Şehir Tiyatrosunda Türkiye’deki ilk düzenli çocuk oyunlarını başlattı. Ertuğrul, tiyatro alanında verdiği hizmetler nedeniyle 1932’de Goethe Madalyası ile ödüllendirildi.

Ankara Devlet Konservatuvarında bir süre tiyatro öğretmeni olarak görev yapan Ertuğrul, 1941’de eşi Handan Ertuğrul ile Perde ve Sahne adlı dergiyi çıkardı.

Ertuğrul, 1947’de Ankara’da Küçük Tiyatro, 1948’de Büyük Tiyatroyu kurdu, 1949’da Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğüne getirildi.

“Bir Komiser Geldi” oyunundaki müfettiş rolüyle oyuncu olarak son kez sahnede görülen sanatçı, 1950’de Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü görevinden istifa etti.

Ertuğrul, Türk sinemasında tamamı renkli ilk film olan “Halıcı Kız”ı 1953’te çekti ve bu film sanatçının son sinema çalışması oldu. 1954’te ikinci kez Devlet Tiyatrosu Genel Müdürü olan Ertuğrul, 1955’te Küçük Tiyatro ve Oda Tiyatrosunu açtı.

İstanbul Şehir Tiyatrosunda başyönetmen olarak 1958-1966’da görev yapan Ertuğrul, bu dönemde Üsküdar, Kadıköy ve Zeytinburnu Tiyatrolarını açtı, 23 Ekim 1971’de Türkiye’de ilk kez Devlet Kültür Armağanı’nı aldı.

Usta tiyatrocu, 1974’te 82 yaşındayken yeniden Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmenliğine atandı. Ertuğrul, Türk sinemasında da farklı türlerdeki ilk örneklerini veren 30 filmi yönetti.

Sahnede cenaze töreni istemedi  

“Leblebici Horhor Ağa” filmiyle 2. Venedik Film Festivali’nde Türk sinemasına ilk uluslararası ödülü kazandıran Muhsin Ertuğrul, Batı tiyatrosunun yorum, sahne tekniği ve yönetim alanlarındaki yeniliklerini Türk tiyatrosunda da uygulamaya koydu ve tiyatronun İstanbul dışındaki şehirlere yayılmasına katkıda bulundu.

Muhsin Ertuğrul’a 23 Nisan 1979’da Ege Üniversitesince fahri doktor payesi verildi. Sanatçı, vefatından bir hafta önce, törende yaptığı konuşmada, “Unutulmamak güzeldir. Sanatsal yaşamımın en güzel armağanını aldım. Artık ölsem de gam yemem.” demişti.

Ünvanını almak ve sanat yaşamının 70. yılı kutlamalarına katılmak üzere gittiği İzmir’de 29 Nisan 1979’da kalp yetmezliği sonucu yaşamını yitiren sanatçının cenazesi, İstanbul’da Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.

Vefatından bir süre önce mektup yazan sanatçı, Levent Camisi’nde tören istediğini belirterek, “Kimse çiçek yollamasın. Gazetelere ilan vermeyiniz. Tiyatro sahnelerine konulmasın tabutum. Kimse önümde tören düzenine girmesin ve cenazemi Zincirlikuyu’daki ilk eşim Neyyire’nin yanında ayrılan yere gömün.” vasiyetinde bulunmuştu.

Muhsin Ertuğrul, “Beranien Düşesi”, “Istırap/Samson”, “Boğaziçi Esrarı: Nur Baba”, “Ateşten Gömlek”, “Kız Kulesinde Bir Facia”, “Ankara Postası”, “Şehvet Kurbanı”, “Kıskanç” adlı filmlerde oyuncu olarak rol aldı.

“Kara Lale Bayramı”, “Şeytana Tapanlar”, “Samsun”, “İstanbul’da Bir Facia-i Aşk”, “İstanbul’da Istırap”, “Kahveci Güzeli” filmlerinin yönetmenliğini de üstlenen sanatçı, yapımcı olarak da “Samsun”, “Aysel Bataklı Damın Kızı”nda yer aldı.

Usta sanatçı ayrıca “Boğaziçi Esrarı”, “İstanbul’da Bir Facia-i Aşk”, “Kız Kulesi’nde Bir Facia”, “Ateşten Gömlek”, “Leblebici Horhor”, “Sözde Kızlar”, “Ankara Postası”, “Kaçakçılar”, “İstanbul Sokaklarında”, “Bir Millet Uyanıyor”, “Leblebici Horhor Ağa”, “Aysel Bataklı Damın Kızı”, “Bir Kavuk Devrildi”, “Evli mi Bekar mı?” ve “Halıcı Kız” filmlerinin senaryosunu yazdı, yönetmenliğini yaptı.

Tiyatronun Öncü İsmi: Muhsin Ertuğrul yazısı ilk önce Mandal Radyo üzerinde ortaya çıktı.

]]>